Kamboçya’da ikinci günümüz. Sabah erkenden kahvaltı sonrası Dünyanın en büyük tapınağı kabul edilen Angkor Wat’a gidiyoruz. Şehir merkezine yaklaşık 7 km uzaklıkta bulunan tapınağa geldiğimizde bilet almak için sıraya giriyoruz ve giriş için gerekli kuralları okuyoruz.

Burada tapınakta gezmek için ne kadar süre geçirecekseniz (1 gün/3-10 gün ya da 7 gün-1 ay) ona göre bilet alıyorsunuz Pasaportlarınızı unutmayın. Giriş için gerekli. Biz ancak 1 gün kalabileceğiz. Hızlı gezmek lazım çünkü bazı tapınaklar saat 17.00’de kapanıyor.

Biletlerimiz için fotoğraflarımız çekildi ve nihayet üzerinde fotoğraflarımız olan biletlerimizi de aldık. Her girişte kart göstermek zorunlu, kartını kaybedenler yeniden ödeme yapmak zorunda. Bu işlemler sanıldığı gibi çok uzun sürmüyor. Hızlı şekilde tamamlanıyor. 

Biletin arka yüzünde Ankgor Wat’ta uyulması gereken kurallar detaylı şekilde belirtilmiş.

Tapınak Hinduizm’de bahsedilen evrenin taştan bir minyatürü olarak tasarlanmış ve hindular için kutsal kabul edilen Meru Dağı’ndan ilham alınmış. Angkor Wat, göğe yükselen lotus çiçeği biçiminde ve her biri 55 m yüksekliğinde olan beş kuleden oluşuyor. Merkez kulenin etrafında 4 kule bulunuyor. Bunlar Meru’nun tepelerini temsil ediyor. Merkezinde lotus çiçeği görünümünde 5. kule var. Bu kule tanrı Vishnu’nun yaşadığı dağ Meru’yu sembolize ediyor. Angkor Wat’ın inşaatında tuğla, kum taşı (Kulen Dağı’ndan gelen özel ve işlemesi zor bir taş) ve laterit kullanılmış. Kapılar Güney Doğu Asya’daki birçok tapınakta olduğu gibi güneye bakıyor. Hinduizm inancı gereği sağ taraftaki kuleler iyiliği, soldakilerse kötülüğü temsil ediyor. Tapınağı çevreleyen duvarlar dağları, hendeklerse okyanusları simgeliyor.

Fotoğraf:Wikipedia. https://commons. wikimedia.org/w/index. php?Curid=1579402)

Angkor aslında bir tapınaktan oluşmuyor. Angkor antik şehrinde keşfedilmiş ve keşfedilmeyi bekleyen daha birçok tapınak olduğu düşünülüyor. Günümüzde antik şehrin tapınakları arasında en bilinenler: Angkor Tapınağı, Bayon Tapınağı, Ta Prohm Tapınağı (Tom Raider filmi burada çekilmiş), Preah Khan Tapınağı, Neak Pean Tapınağı, Ta Som Tapınağı, East Mebon Tapınağı, Pre Rup Tapınağı. Biz bunlardan sadece dört tanesini görebileceğiz. Angkor Tapınağı, Bayon Tapınağı, Ta Prohm Tapınağı, Pre Rup Tapınağı

Biletlerimizi ve broşürlerimizi alıp tapınağa doğru yürümeye başlıyoruz.

Angkor Wat ne zaman keşfedildi diye düşünülebilirsiniz? Aslında burası yerli Kamboçyalılar ve Budist rahipler tarafından hiçbir zaman unutulmamıştır. Dolayısıyla keşfetmek yerine batı dünyası bu muhteşem yapıyı ne zaman tanımıştır demek daha doğru olur.  Batı dünyası bu yapıyı ilk kez 1860 yılında Fransız doğa bilimci ve kaşif Henri Mouhot tarafından tanımıştır.

Her ne kadar ilk Avrupalı ziyaretçi: Henri Mouhot’tan yıllar önce, 1586 yılında Portekizli rahip Antonio de Madalena olsa da tüm dünya Angkor’un varlığını Mouhot’un kitabını yayınlamasıyla duyar. Angkor’dan ‘Görülmeden ölünmez’ diyerek kitabında bahseden bilim adamı keşfinden bir sene sonra vefat eder.

Adını Khmer dilindeki Angkor (şehir)  ve Wat (tapınak) kelimelerinden alan Sanskritçede “Şehir Tapınağı” anlamına gelen Angkor Wat, Khmer İmparatorluğu’nun dinsel eserlerle dolu bir yapı olup 50’den fazla ibadet alanını bünyesinde barındıran bir tapınaktır. Khmer Kralı II. Suryavarman tarafından 1113-1150 yıllarında inşa edilen ve Khmer Krallığı’nın başkenti ve gücünün simgesi olan Angkor Wat, 400 dönümden fazla alanıyla dünyanın en büyük tapınaklarından biridir.

Angkor Tapınağında merdivenler oldukça dik. Tapınak 3 katlı. Tapınağın en üst katına çıkarken dar tahta merdivenlerden tırmanıyoruz. Çok dikkat etmek gerek. Tapınağın orijinal merdivenlerinden çıkmak artık mümkün değil. Turistler ve meraklılar için yapılan bu merdivenlerde inanın orijinalleri gibi çok dik. Aman dikkat.

Angkor Wat’ı çevreleyen içi su dolu hendek antik yapının çevresini sarıyor. Hendekler, Hindu tanrılarının evi olan Meru Dağını çevreleyen denizleri temsil ediyor. 

Tapınağın suya yansıması harika görünüyor. Angkor Wat tapınağının önündeki sulak alanda tapınağın yansımalı fotoğraflarını çekmeyi ihmal etmeyin. Tapınağı gezen her turistin yaptığı bir şeydir.

Tapınakta ibadetler hala devam ediyor.

Tapınakta halkın geleneklerinden birisi de evlenecek çiftlerin buraya gelmesidir. Tesadüfen evlenecek bir çift ile karşılaşıyoruz. Bizi kırmıyorlar ve birlikte fotoğraf çekiniyoruz.

Angkor Antik Siteyi yürüyerek gezmek mümkün değil. O kadar büyük bir alanda bir tapınaktan öbürüne geçmek hem zaman kaybı hem de yorgunluk. Bunun yerine gezmek için tuktuk, bisiklet, klimalı tur otobüsleri veya taksi kullanılabilir. Özellikle 3 tekerlekli motosikletlerin modifiye edilmesiyle hazırlanmış şoförlü tuktuk kiralayıp gezmek en iyi çözüm. Hem yorulmuyor, hem çevreyi izleyebiliyor hem de eğlenceli zaman geçiriyorsunuz. Balon turları gökyüzünden muhteşem bir Angkor manzarası sunuyordur eminiz. Biz denemedik.

Meru Dağını simgeleyen lale biçimli kubbeleri, tapınakların çatılarından koridorlarına kadar heryerini süsleyen heykel ve taş oyma işleri ile tapınaktan çok sanat eserini andıran Angkor Tapınakları, tam anlamıyla insanı büyülüyor ve sanki zamanda geriye yolculuğa çıkarıyor.  

Heykeller ve taş ayrıntıları inanılmaz; ne kadar uzun süre önce inşa edildiğini ve nasıl yapıldığını düşünmek beyninizi yoruyor.

Tapınak mimarisi, oymaları ve büyük ölçekleri hayal gücünün ötesindedir ve Kamboçya bayrağına ilham olmuştur.

Tapınak Kamboçya için büyük gurur kaynağıdır, ülkenin bayrağında bile tapınağın resmi vardır. Kamboçya bayrağında, alt ve üst kısımlarda mavi, ortada kırmızı bir şerit vardır. Kırmızı şeridin üstündeki beyaz renkli yapı, tarihi Angkor-Wat tapınağının bir çizimidir.

Angkor Wat 1992 yılında UNESCO Dünya Mirası Alanı olarak ilan edilmiştir.

Angkor Antik Sitede bir başka tapınağa gidiyoruz. Angkor Thom ve Bayon Tapınağı. Antik Angkor Thom şehrinin merkezinde yer alan ve dev taş yüzlü tapınak olarak bilinen Bayon Tapınağı, Angkor Arkeoloji Parkı’ndaki en ilgi çekici tapınaklardan biridir. Angkor Thom Angkor Wat’tan sonra inşa edilmiş olan 700 yıllık bir tapınak. Tapınağın giriş kapısı en popüler ve en iyi korunmuş olan Güney Kapısı Köprüsüdür.

Köprü “Okyanusun Çalkalanması” (Churning of the Milk Ocean) adı verilen ünlü bir Hindu mitolojisini canlandıran muhteşem taş heykellerle kaplıdır. Köprünün iki yanında, devasa bir yılanı (Naga) çeken karşılıklı iki grup bulunur: Sol Tarafta Tanrılar (Devas) yani sakin, badem gözlü ve badem şekilli taçlar giymiş 54 adet koruyucu tanrı figürü yer alır. Sağ Tarafta İblisler (Asuras) yani öfkeli, yuvarlak gözlü ve daha köşeli miğferler takmış 54 adet iblis figürü bulunur. Bu figürler, ölümsüzlük iksiri Amrita’yı elde etmek için dev yılan Vasuki‘yi bir halat gibi kullanarak okyanusu çalkalamaktadırlar.

Köprüyü geçip sondaki devasa kapıya ulaşıyoruz. Bayon Tapınağı‘nın güney kapı kulesinin devasa bir yüz ve diğer oyma baş resimleri görülüyor.

Kapıdan geçtikten sonra yaklaşık 1 km kadar yürüyüp Bayon Tapınağına ulaştık. Karşıdan bakıldığında özelliği tam anlaşılmayan tapınağa yaklaştıkça kulelerinde her yöne bakan gizemli ve gülen taş yüzler (Lokeshvara veya Kral VII. Jayavarman) karşıladı.

Bayon Tapınağı’ndaki 54 kulenin yan yüzleri, dört ana yöne bakan dört yüz oymuştur. Bu yapılar “yüz kuleleri” olarak bilinir. Bu yüzlere baktıkça,  nereye gidersek gidelim, hangi yöne dönersek dönelim bizi takip ediyor gibi görünüyor. Bu yüzden bu yüzlere ‘Güneydoğu Asya’nın Mona Lisa’sı’ lakabı verilmiş. Gerçekten görünce çok doğru bir ifade olduğunu gördük.

Tapınakta yer alan çizimleri takip edince gezmek daha kolay oluyor.

Bayon Tapınağı 3 kata bölünmüştür. Birinci kat, dış cephedir; tapınağın girişinde Kamboçyalıların günlük yaşamlarını yansıtan tasvirler var. Göksel dansçıların, Apsaraların ve yetenekli kadın yoga gurularının (Yogini) kabartmaları, tapınağa giden kapıları korumaktadır. Duvarlarında binlerce rölyefin yer aldığı bu tapınakta, anlatılan hikâyeleri tasvir eden bazı rölyeflerin uzunluğu ise 120 m.

Bayon’da yer alan 54 kule, antik krallıktan 54 bölgeyi simgeliyor. Kral VII. Jayavarman tarafından inşa ettirilen tapınakta 216 gülümseyen yüz ile Bayon’un her şeyi görüp kontrol etme gücüne sahip olduğuna inanılıyor.

Tapınak hala aktif olarak ibadete açıktır.

Bayon Tapınağı 1992 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.

Bu iki tapınak ne kadar ilginç geldi değil mi? Şimdi gideceğimiz tapınak bu antik sitenin en ilgi çeken tapınağı. Ta Prohm (Tomb Rider Temple) Tomb Rider ismi size ne hatırlattı.? Diyeceksiniz ki film ile tapınakların ne alakası var?. Tapınakların batı dünyasında tanınmasına neden olan, adını duyuran işte bu film. Angelina Jolie, 2001 yapımı Lara Croft: Tomb Raider filminde devasa ağaç kökleriyle sarılı Ta Prohm tapınağında unutulmaz sahneler çekmiş.

Tapınakları yutan devasa ağaç kökleri ve antik kalıntılarıyla film afişlerinde de yer alan ana çekim noktasıdır. To Prohm Tapınağıdır. Halk arasında “Tomb Rider tapınağı” hatta The Guardian haberinde bahsedildiği gibi “Angelina Jolie Tapınağı” olarak da bilinir. Filmde Bayon Tapınağında geçen sahneler de bulunmaktadır. Filmin diğer bir özelliği ise 1964 yılından beri Kamboçya’da çekilen ilk büyük uluslararası sinema filmi olma özelliğini taşımasıdır.Angelina Jolie bu filmden sonra Kamboçya vatandaşlığına kabul edilmiş ve aktif olarak Kamboçya tanıtım elçisi olarak çalışmış.

Neyse biz dönelim To Phrom tapınağının özelliklerine; Kral VII. Jayavaman’ın annesi için 1186’de bu tapınağı yaptırmış ve bölgede 10 bin kişinin yaşadığı düşünülüyor. Zamanla tapınak terk edilmiş. Tapınak harçsız inşa edilmiş ve terk edildikten sonra gevşeyen taşlarda ağaçlar kök salmış. Çıkan ağaçların kökleri harabeleri sarmış sarmalamış.

Dolayısıyla bölgeye gelen ziyaretçiler arasında en popüler tapınaklardan biri haline gelmiş. Bu ağaçları merak edenler için; Wikipedia’da belirtildiği üzere; iki tür baskın, ancak kaynaklar bunların tanımlanması konusunda hemfikir değildir: daha büyük olanı ya ipek pamuk ağacı (Ceiba pentandra) ya da thitpok  (Tetrameles nudiflora)’dır. Daha küçük olanı ya boğucu incir ağacıdır (Ficus gibbosa) ya da altın elma ağacıdır (Diospyros decandra).

Angkor Antik Sitedeki son durağımız gün batımını izlemek için gittiğimiz Pre Rup Tapınağı. İsminin anlamı belki biraz tuhaf gelebilir ama “cesedi döndürmek” demektir. Kamboçyalılar arasında yaygın olan, cenaze törenlerinin tapınakta yapıldığı ve tören ilerledikçe cesedin küllerinin ritüel olarak farklı yönlere döndürüldüğü inancını yansıtır. Hatta tüm binanın devasa bir antik krematoryum olduğu düşünülmektedir.

Khmer kralı Rajendravarman’ın devlet tapınağı olarak 961 veya 962 başlarında inşa ettirdiği bir Hindu tapınağıdır. Tuğla, laterit ve kum taşından oluşan bir yapı dağıdır. Tapınak dağı, bölgedeki diğer tapınaklar kadar yaygın olarak ziyaret edilmemekte ve hak ettiği değeri görmemektedir. Tapınak kare bir plana ve iki çevre duvarına sahiptir. Dış çevre, 117 m kuzey-güney ve 127 m doğu-batı boyutlarındadır.

Merkezdeki kare piramit, ziyaretçilerin (44 basamakla) yukarı çıkarak tapınak tabanının ve piramidin düz tepesinden yükselen beş kulenin muhteşem panoramik manzarasını izlemelerine olanak tanıyor. Her kulenin içinde çeşitli tanrı heykelleri bulunuyor. Pre Rup’un geniş laterit ve tuğla yapısı, özellikle sabah erken ve öğleden sonra geç saatlerdeki güneş ışığıyla daha da belirginleşen hoş bir kırmızımsı ton vermektedir.

Angkor’a ne zaman gelmeli? İklim açısından en iyi zaman Kasım ile Mart ayları arasında. Kuru, serin sezon olan bu dönem. Ancak herkes aynı şekilde düşünüp aynı yeri görmek için tercih ettiği bu dönemin çok kalabalık olacaktır. Biz Kasım ayında geldik. Angkor Wat hariç diğer yerler çok kalabalık değildi. 

Angkor Tapınakları’nda Ne Giymeli? Burada gezeceğiniz yerlerin çoğunun bir ibadethane olduğunu da unutmamak gerek, bu nedenle kıyafetlerinizin fazla açık olmamasına da özen göstermelisiniz. Kıyafetlerinizin omuz ve dizleri kapatan kıyafetler olması gerekiyor tapınaklara girebilmeniz için. Ayakkabınız rahat ve kaymayan olsun. Tapınaklarda tırmanma, dik merdivenlerden çıkma olduğu için spor ve rahat ayakkabınız olsun. Şapka, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu yine mutlaka yanınızda olsun. Bütün gün güneş altında dolaşmak gerekiyor. Yanınızda mutlaka su bulunsun.