Bangkok gezimizi tamamladık ve Phuket’e doğru yola çıkacağız. Phuket’e yerel havayolları Vietjet Air ile uçacağız ve bunun için Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı (BKK)’ ndayız. Check-in işlemlerimizi tamamlayıp biletlerimizi alıyoruz.

Giden yolcu katında bizleri karşılayan dev asa heykellerle pasaporttan geçene kadar fotoğraf çekiniyoruz. Heykeller Tayland kültürünü ve Hindu-Budist mitolojisini yansıtan, Tayland mitolojisinde tapınakları ve kutsal alanları koruduğuna inanılan, devasa, renkli ve zırhlı Yaksha heykelleri (demon guardians) havalimanı terminalinde oldukça fazla.

Terminalin bir başka köşesinde gördüğümüz bu heykel Bushapaka Tahtı’nın ve Lord Buddha’nın kutsal emanetlerinin bulunduğu bir sandığı ifade etmekte.

Pasaport kontrolüne giderken gördüğümüz bu köşe ise Songkran Festivali için düzenlenmiş. Songkran Festivali (Tayland Yeni Yılı), 13-15 Nisan 2026 tarihleri arasında Tayland genelinde kutlanan ve “Su Festivali” olarak bilinmekte. Festival sırasında arınmayı ve yeni başlangıçları simgeleyen devasa sokak su savaşları, kültürel geçit törenleri ve tapınak ziyaretleri gerçekleşirmiş. Maalesef biz bu tarihlerden sonra Tayland’da olduğumuz için festivali göremedik.

Pasaporttan geçip biniş kapımıza giderken gördüğümüz  “Samudra Manthan” (Süt Okyanusu’nun Çalkalanması) sahnesini tasvir eden devasa ve sanatsal heykel önemli kültürel simge olup Havalimanının en ikonik enstalasyonudur. Hindu mitolojisinden alınan bu sahnede, Devalar (tanrılar) ve Asuralar (şeytanlar), ölümsüzlük iksirini elde etmek için yılan Vasuki’yi kullanarak okyanusu çalkalarlar.

Veee yolculuğumuz başlıyor. Bangkok Phuket arası sadece 1.5 saat. Bu sürede Phuket hakkında bilgi verelim.

Phuket Hint Okyanusu’nun bir parçası olan Andaman Denizi’nde bulunan ve Tayland’ın en büyük ve en turistik adası. Ada denince kara ile bağlantısı yok diye düşündünüz ama Phuket ana karadan Chong Pak Phra Kanalı’yla ayrılıyor ve ana karaya Sarasin Köprüsü’yle bağlanıyor. Tayland gezisi denince herkesin ilk aklına gelen Phuket muhteşemi doğası, sanki ayaklarınızın altından kayıp giden kumları, turkuaz rengi denizi, hareketli gece hayatı, tapınakları, meraklıları için çok ilgi çeken ama bize çok fazla hitap etmeyen Tay mutfağının lezzetleriyle her zaman ilk akla gelen yer olma özelliğinin taşıyor. Phuket Tayland’ın en büyük adası ve dünyaca ünlü bir tatil rotası.

Phuket hava alanına geldik.

Hava alanında ki temizlik robotunu kovalamak çok eğlenceliydi. Otelimize doğru yol alıyoruz. Otelimiz Patong bölgesinde ve havaalanından yaklaşık 50 dakika uzaklıkta.

Phuket deyince incecik beyaz kumları ile turkuaz renkli deniz akla geliyor. Phuket Adası’nda tam 41 adet plaj varmış. Bunların içinde en gözdeleri Patong Beach, Kata Beach, Karon Beach, Kamala Beach, Surin Beach, Bangtao Beach, Mai Khao Beach, Nai Harn Beach, Kata Noi Beach, Laem Singh Beach, Banana Beach, Panwa Beach ve Ao Sane Beach. Phuket’in adaları da çok fazla. Bu adaların içinde bazıları en ünlüleri ya da en çok bilinenleri diyelim: 1974 yılı yapımı Altın Tabancalı Adam adlı James Bond filminin çekildiği ve James Bond Adası olarak bilinen Phang Nga Körfezi’ndeki Khao Phing Kan, Ko Ta Pu, Ko Raya Ring adaları ve Leonardo Di Caprio’nun başrol oynadığı 2000 yılı yapımı The Beach (Kumsal) filminin çekildiği Phi Phi Leh Adası.

Patong, Phuket’in en büyük ve en işlek tatil beldesi olup gece hayatı, alışveriş olanakları ve çok çeşitli su sporlarıyla tanınır. Otele geldik hava oldukça kararmıştı.

Otelden çıkarak en azından çevremizi biraz gözlemleyelim hem de ertesi gün çıkacağımız ada turları hakkında daha geniş bilgi almak üzere Phuket Inn Travel turizm şirketine gidelim dedik.

Karşımızda gece hayatının atmosferini yansıtan Patong Beach. Phuket’in gece hayatının gerçek büyüsü ortaya çıkmaya başlamış. Neon ışıklı sokakları sürekli devam eden eğlencesiyle bilinen Patong, Phuket’in kalbidir.

Otelimize dönerken Phuket’te çok fazla Türk restoranı olduğunu görüyoruz.

Otelimize dönüp dinleniyoruz. Çünkü yarın sabah erkenden James Bond Adası turumuz var. Hadi şimdi sizlere rezervasyon işlemlerimizden başlayarak bu gezimizin deneyimlerini paylaşalım. Tayland’a turla geldiğiniz zaman sizi özellikle extra ücret karşılığında James Bond ve Phi Phi Adalarına götürüyor. Ancak tur ücretleri çok pahalı. Biz bu adalara rezervasyonumuzu daha ülkemizden çıkmadan yaptırdık ve çok hesaplı oldu. Çok memnun kaldığımız turizm şirketi Phuket Inn Travel.

Biz Phuket Inn Travel şirketi ile ada turlarına gitmeye karar verdik. Ülkemizden daha yolculuğa çıkmadan ayarladığımız rezervasyonumuzda Umut Bey çok yardımcı oldu. WhatsApp üzerinden yaptığımız konuşmalarımızda hem Phi Phi Adaları hem de James Bond Adası için 2 kişilik rezervasyon yaptırdık. Bize ücretini gelince ödeyebileceğimiz konusunda da yardımcı oldu ve turun detaylarını gönderdi. Tur ücreti her iki ada için extra tur ücretinin yarısı kadardı. Bizden söylemesi. Kendisine çok teşekkür ediyoruz ve herkese tavsiye ediyoruz.

İlk gece Phuket’e geldik. Phuket Inn Travel şirketine gittik. Burada Umut Bey ile tanıştık. Çay içerek, sohbet ederek turlarımız hakkında bilgi aldık. Bu konuda Bartu Bey’e de detaylı açıklamaları için de çok teşekkür ederiz. İlk kez geldiğimiz Phuket’de verdikleri hizmet anlayışı ile güvenli bir seyahat sunmaktalar. Gönül rahatlığı ile ertesi sabaha hazırız

Phuket Inn Travel ile hareket ettiğimiz turumuzda otelimizden alınıp tur sonunda tekrar otelimize gelecek olmamız büyük kolaylık. Otelimizde beklerken tur şirketi hangi aracın geleceğinin plaka numarasını telefona gönderiyor. Değişik otellerden de diğer misafirleri alarak turumuza başlayacağımız sahile geliyoruz. Adalara Diamond Sea ile gideceğiz.

Sahile geldiğimizde önce kayıtlarımızı yaptırıyoruz ve bilekliklerimizi alıyoruz. Kayıt sırasında pasaport bilgileri gerekli. Kayıt sonrası ikram bölümünde atıştırmalıklar ile vakit geçiriyoruz.

Ve sıra geldi bilgilendirmeye. Tur görevlisi çok akıcı bir İngilizce ile gideceğimiz yerler hakkında bilgi veriyor. Teknede sürekli olarak su ve içecek tedarik edileceği, meyve ikramlarının olacağını da belirtiyor. Ayrıca teknede profesyonel bir fotoğrafçı olması büyük avantaj. Fotoğraflarınızı çekiyor, siz tur sonunda beğendiklerinizi alabiliyorsunuz.

Görevlinin özellikle sorduğu bir soru var; bu geziye çıkanlar arasında hamile, kronik rahatsızlık, kas-iskelet sistemi rahatsızlığı olanların olup olmadığı. Çünkü sürat teknesi ile hareket edilecek ve denizin dalga durumuna göre çok sallanmalar olabilecek. Eğer siz bu bilgiyi vermezseniz sorumluluk size ait olacaktır. İlk rahatsızlık yerinde turunuz  iptal edilebilir ve para iadesi yapılmayabilir, ayrıca dönüş transferleri de sağlanmayacaktır.

Hızlı sürat teknelerine biniş vaktimiz gelene kadar sahili geziyoruz.

Tekneye bindik. Rotamıza göre ilk olarak Yoa Yai Adalarında ki Palm Beach Club’e geldik. Görevli tekneye dönmemiz gereken saati yazarak gösteriyor ve yaklaşık 1 saat serbest zaman veriyor. 

Yao Yai Adasındaki Palm Beach Club Phuket’e sadece 30 dakikalık sürüş mesafesinde yer almaktadır. Dinlendirici bir aile tatili için mükemmel bir yer. Palm Beach Club palmiye ağaçlarıyla çevrili. Sahilin fazla kalabalık olmaması çok güzeldi. Güneş, muhteşem doğa, incecik beyaz kumlar, lezzetli meyveler yani her şey burada. Yüzme konforu açısından en iyi plajlardan biri.

Yüksek kayalıklarla çevrili, turkuaz sulara sahip gizli bir “oda” (anlamı “Hong”), dar bir kireçtaşı tünelinden geçilerek ulaşılır. Burada sürat teknesinden iki kişilik şişme kanolara biniyoruz. Arkada kanoyu süren sürücümüz ile adanın mağaraları ve koylarına doğru gidiyoruz.

Manzaralar gerçekten muhteşemdi. Güzel sakin turkuaz renkli denizden yükselen ikonik kayaların arasından mağaralara doğru ilerlerken bazı yerlerde suyun yükselmesine bağlı olarak kayalar başınıza değecek şekilde.

Kano sürücümüz slepp mod  (uyku modu) diye bağırınca kano içinde geriye doğru yatar şekilde geçmek zorunda kalıyoruz.

Burada gördüğümüz bir ada James Bond adasına çok benziyordu. Kano sürücümüz buranın James Bond adasının kopyası Khao Phing Kan Adası olduğunu belirtti. Khao Phing Kan adası gerçek James Bond adası Khao Tapu’dan sadece 40 m uzaklıktaymış. Yaklaşık 25 dakika süren kano gezimiz sonrası tekrar sürat teknemize biniyoruz. Eğer kano sürücüsünden memnun kalırsanız ona belli oranda bahşiş vermek burada gelenek halinde. Bizlerde bu geleneğe uyduk.

Adından size garip gelebilir ama dondurma mağarasına gidiyoruz.

Panak Adasında yer alan mağaranın tıpkı dondurma külahlarına benzeyen, ışıl ışıl parlayan tortul oluşumlarla dolu olduğu, mağarada ilerlediğimizde dondurmaya benzeyen büyük kayaya ulaşacağımız bilgisi teknede verildi. Tekneden inmeden hepimize kask dağıtıldı. Tekne kıyıya yaklaştı. Mağaraya girdik.

Oldukça karanlık ortamda ve kaygan olan zeminde telefon fenerlerini yakarak ilerliyoruz. Keşke kaskların yanında bir de el feneri verilseydi. Kaygan zeminde düşmeden ilerlemeye çalışırken dedikleri gibi tortul kayaları bu karanlıkta görmek biraz zordu. Mağara sonunda bahsedilen dondurmaya benzeyen kayayı görüyoruz.

Mağara oldukça küçük. Mağara girişi, yürüme veya tırmanma sorunu olanlar için biraz zor olabilir. Daha önce bizim gibi değişik mağaraları ziyaret ettiyseniz, buranın çok özel olmadığını düşünebilirsiniz. Ama yinede görmek güzeldi. Çok dikkatli bir şekilde teknemize dönüyoruz.

Tamamen denizin üzerine kurulmuş olan bir köydeyiz. Panyee Adası Tayland’ın Phang Nga Körfezi’nde tamamen kazıklar üzerine inşa edilmiş 200 yıllık bir Müslüman balıkçı köyüdür. Köy, 18. yy’ın sonlarında Endonezya’nın Java Adası’ndan (veya Malay Yarımadası’ndan) gelen Müslüman balıkçı aileler tarafından kurulmuştur. Bu dönemde Tayland yasalarının engeli ve Tayland halkının yabancıların toprak edinmesine karşı olan olumsuz tavırları nedeniyle ada ilk olarak denizin zeminine saplanan kazıklar üzerinde kurulmuş ve evler bu hazıklar üzerine inşa edilmiş.

Günümüzde adada 360 civarında balıkçılıkla uğraşan aileden yaklaşık 2000 kişi yaşamakta. Adanın sadece cami ve mezarlığı toprakta.  Adanın en başından beri su üzerinde inşa edilen evlerin, yüzen okulların ve caminin aksine, mezarlık karada bulunan çok küçük ve özel bir alana kurulmuştur. 

Altın rengi kubbesiyle dikkat çeken bu yapı Endonezya asıllı Müslüman halkın ibadet merkezi ve buluşma noktasıdır. Biz vaktimiz olmadığı için görmeye gidemedik ama fotoğrafını buraya bırakıyoruz. Fotoğraf https://www.backpackadventures.org/koh-panyee-thailand/ Koh Panyee adasında elektrik  ve  telefon bulunur fakat merkeze göre 6 kat daha pahalıdır. Banka işlemlerinin gerçekleştirildiği ATM makinesi bulunmaktadır. Adada internet olanakları kısıtlı olmakla beraber internet erişimi sağlanabilmektedir.

Köy çevresinde çok sayıda yüzer deniz ürünü restoranı bulunmakta. Biz de böyle bir restoranda yemeğimizi alıyoruz. Açık büfe öğle yemeği, herkes için uygun seçenekler sunuyor. Adada öğle yemeğinin dışında görülecek veya yapılacak pek bir şey yok. Zaten turlar burada sadece yemek için mola veriyorlar. Çok fazla serbest zaman vermiyorlar.

Hani hep derler ya Phuket’e gelince burayı görmeden olmaz.

Phang Nga Körfezi’nde Andaman Denizi’nde bulunan ve adanın asıl simgesi olan, denizden dimdik yükselen 20 m boyundaki ince uzun kaya parçası (ki Khao Tapu, Tayca’da “Çivi” anlamına gelir) her yıl binlerce turisti ve doğa meraklısını buraya getirmektedir. Phang Nga Körfezi’nde yer alan bu doğa harikası ada aslında 1974 yapımı Roger Moore’un James Bond karakterini canlandırdığı “Altın Tabancalı Adam” (The Man with the Golden Gun) filmiyle ününe ün katmıştır.

Adanın artık gerçek adı unutulup James Bond’un burada yaptığı sahnelerden sonra dünya çapında “James Bond Adası” olarak anılmaya başlanmıştır. Burada ekolojik dengeyi korumak ve doğal yapıyı muhafaza etmek adına bu kaya adasının çevresinde yüzmek yasaktır. Fotoğraf çekimi ve manzarayı izlemek için tekne üzerinden duraklamalı olarak düzenlenir. Adaya indiğinizde hemen karşınıza ada çıkıyor.

Herkes hemen fotoğraf çekinme telaşına kapılıyor. O kadar kalabalık oluyor ki istediğiniz pozu çekmek zorlaşıyor. Amaaaaa hemen yanda göreceğiniz merdivenlerden çıkın. Orada adanın hem en güzel görüntüsünü yakalarsınız, hem de o kadar kalabalık değil.

Ada çok küçük. Etrafı dolaşıp ayrılırken ana kayanın hemen önünde hatıra eşyaları ve yerel el işleri satan küçük bir pazar alanından alışveriş yapıyor ve teknemize biniyoruz.

James Bond turunun son durağındayız. Yine harika bir ada. Denizi sahili kumu çok güzel. Burada şezlongları kişi başı 50 baht vererek kiralayabilirsiniz Diğer adalara göre fiyatlar daha makul Turun son deniz sefasını yaptıktan sonra keyifle salıncaklarda sallanıyoruz.

Veeee Phuket’e geri dönüyoruz. Bugün gerçekten çok keyifli bir gün geçirdik. Yarın Phi Phi Adalarına turumuz var. Görüşmek üzere.

Sabah yine turumuz için otelde hazır bekliyoruz. Phuket Inn Travel şirketinden bineceğimiz minibüsün plakası gönderiliyor. Bu arada Phuket’de sabah trafiği görülmeye değer. Bu kadar motoru sadece Uzakdoğu ülkelerinde görmek mümkün. Daha önce de Sri Lanka ve Nepal’de de bu kalabalıklara tanık olmuştuk.

İşte minibüsümüz geldi. Yaklaşık 25 dakika sonra Patong Beach Lagoon’da tura katılacağımız Diamond Sea Marinadayız.

Aynen bir gün önce James Bond Adasına giderken yaşadığımız sabahı tekrar yaşıyoruz. Kayıt yaptırma, hafif kahvaltı atıştırmalıkları, tur hakkında bilgilendirme ve teknenin hareket saatini beklemek. Turda Maya Bay, Pileh Lagoon, Monkey Beach ve Viking Cave gibi belirli noktalara gideceğiz. Burayı da özel kılan Leonardo Di Caprio’nun meşhur The Beach filmiyle ünlenen Maya Bay’de beyaz kumlara basmak.

Tur ücretine teknede sürekli sağlanacak su ve içecekler, meyve ikramı, öğle yemeği, rehber hizmeti, profesyonel fotoğraf çekim hizmeti de dahil. Bizim hem Phi Phi hem de James Bond adası turundaki rehberlerimiz gerçekten çok tatlılardı. Tur gerçekten çok profesyonelce organize edilmişti. Her şey tam olması gerektiği gibi sorunsuz ilerledi. Çok memnun kaldığımızı belirtiyor ve Phuket Inn Travel Umut Bey’le mutlaka iletişim kurun diyoruz.

Tekneye bindik ve turumuz başladı. İlk durağımız olan Maymun Adasına yaklaşık 1 saat yolumuz var. Size Phi Phi Adaları hakkında bilgi verelim.

Phi Phi Adaları Güney Tayland’da Andaman Denizi ve Phuket arasında bulunan takım adalar. Phi Phi Don ve Phi Phi Lee. Ko Phi Phi Don daha büyük ve yerleşime açık adadır. Ko Phi Phi Lee ise sadece günübirlik turlar ile ziyaret edilebilmektedir. “The Beach” filminin çekildiği Maya plajına ev sahipliği yapan ünlü Ko Phi Phi Lee adası konaklamaya açık değil. Adaya sadece günübirlik tekne turları ile Ko Phi Phi Don’dan ulaşılabiliyor.

İlk durağımız Maymun Adasına geldik. Maymun Adası Plajı aslında sadece küçük bir kum şeridi. Gezi teknemiz adaya yanaştı ama biz tekneden inemiyoruz. Teknenin politikası gereği karaya çıkmadık. Çünkü maymunlar koruma altında. Tur değil eğer kendiniz gelirseniz ve adaya çıkarsanız dikkatli olun ve maymunlardan uzak durun. Sevimliler ama büyük zarar verebilirler. Çünkü bunlar çok hızlı, atletik, meraklı ve bazen agresif vahşi yaratıklar.

Maymunlar insanlardan rahatsız oluyor ve insanlara saldırabiliyor. Bu da kötü yaralanmalara, ciddi hatta ölümcül hastalıklara neden olabiliyor. Isırılırsanız veya tırmalanırsanız kuduz, tetanoz olma riskiniz çok fazla. Böyle durumla karşılaşırsanız Phi Phi hastanesini ziyaret etmek zorunda kalabilirsiniz. Çektiğiniz acılar bir yana sadece bir kuduz aşısı 10.000 baht. Bizden söylemesi. Maymunlardan uzak durun, bu sevimli hayvanların karşıdan fotoğraflarını çekin ve tatilinizi zehir etmeyin. 

Adanın ikinci durağımız olan kısmında öğle yemeğimizi alıyoruz. Yemek sonrası üzerine dondurmamızı da alıyoruz. ve yola devam.

Viking Mağarası, diğer adıyla Tham Phaya Nak, Phi Phi Leh Adası’nın kuzeydoğu tarafında bulunan eşsiz ve ilgi çekici mağaradır. Mağaraları karşıdan seyrediyoruz. Mağaranın içine girmenize izin verilmiyor, çünkü hassas ekosistemi korumak için giriş yasak. Mineral desenleriyle bezenmiş yüksek kireçtaşı duvarlar doğal güzelliğin nadir yerlerden biridir. Peki adı neden Viking derseniz? Mağara adını duvarlarında bulunan ve Viking gemilerine benzeyen çizimlerden veya resimlerden almaktadır Mağara duvarlarında ki uzun tekneler, el izleri ve antik mağara resimleri muhtemelen yüzyıllar önce denizciler tarafından çizilmiştir. Bu resimleri 19.yy’da kaşifler İskandinav gemileri olarak tanımlamışlar ve bölgeye bu ismi vermişler.

Burada teknemiz duruyor. İsteyenler extra ücret ödeyerek başka teknelerle şnorkel dalışlar yapmak üzere, isteyenler fotoğraf çekmek üzere ayrılıyorlar. Biz denizde yüzmeyi tercih ediyoruz.  

İşte Phi Phi Ada turunun belki de en çok merak edilen, herkesin mutlaka görmeliyim dediği Maya Bay sahiline geldik. Leonardo Di Caprio’nun başrolde olduğu 2000 yılında The Beach filminin çekildiği Maya Bay film gösterime girdikten sonra ününe ün katmış. Teknemiz yanaştı ve hepimiz bu sahili görmek üzere iniyoruz.

Sahile kadar uzun bir yürüyüş yapıyoruz. Bu yürüyüş sırasında sürekli olarak sırayı bozmayın ve sırayı takip edin şeklinde uyarı levhaları bulunmakta.

Sahile gelince sizi kırmızı bayrak karşılıyor. Anlamı bu sahilde denize giremezsiniz. Beyaz kumlu plajı ve kireçtaşı kayalıklarla çevrili mercan kayalıkları ile Maya Körfezi çevresindeki sular, tropikal balıklar ve mercan resifleri de dahil olmak üzere canlı bir deniz yaşamına ev sahipliği yaptığı içi Tayland hükümeti, körfezin aşırı turizmden kaynaklanan hasarları için denize girilmesini yasaklamış.

Girmek ağır para cezası gerektiriyormuş. Sadece ayaklarınızı suya sokabilirsiniz. Maya Bay’da uyulması gereken kurallar bulunmakta.

Maya Bay’a hoş geldiniz yazısı önünde fotoğraf çekinmeden olmaz.

Yaklaşık 30 dakikalık mola sonrası tekrar sırayla devam ettiğimiz yoldan teknemize geri dönüyoruz.

Tekneye dönerken gördüğümüz tsunami rotası levhaları dikkatimizi çekiyor. Bunun anlamı tsunami uyarısı imiş. Uzmanlar 26 Aralık 2004 tsunamisinden sonra adanın en işlek plajlarına uyarı sistemi kurmuşlar ve köylüler başka bir felaket durumunda nasıl tepki verecekleri konusunda eğitilmiş. Adanın her yerinde, başka bir tsunami durumunda tahliye yolunu gösteren işaretler bulunuyor. Yani adadaki tüm plajlar, tsunami uyarılarını yayınlamak için hoparlörlerle donatılmış. Tsunami durumunda, adanın en yüksek noktası olan gözlem noktasına giden “Tsunami Tahliye Güzergahı” işaretlerini takip etmek gerekiyormuş.

Suyun berraklığı ve balıklar çok güzel.

Turumuzdaki son durağımız. Oldukça hareketli bir gün geçirdikten sonra rahatlamak için mükemmel bir yer. Denizde yüzdükten sonra teknemizin sahilde hazırladığı meyve ve atıştırmalıklar ile günün yorgunluğunu atıyoruz. Burada isterseniz jet ski ile deniz keyfi yapabilirsiniz. Ancak tekneye bindiğimizde genç arkadaşların yaşadığı talihsiz bir olay hepimizin canını sıktı. Gençler jet ski ile kaza yapmışlar ve jet ski hasar almış. Yapılan konuşmalar sonunda 18.000 baht ödemek zorunda kaldılar. Yani biraz da dikkatli olmak gerekiyor. Teknemize binip Phuket’e dönüyoruz.

Phuket’de tekne turlarının yanı sıra gezilecek ve görülecek daha çok yer var. Ama maalesef bizim sadece 2 günümüz vardı ve bu süreyi adalar için kullandık yani karada gezilecek yerlere gitmeye vaktimiz olmadı. Özellikle aklımız Phuket’in en yüksek noktası olan Chalong Tepesi’ne oturtulan 45 m’lik büyük Buda heykeli ve Wat Chalong Budist Tapınağı’nda kaldı. Phuket’e en az 4-5 gün ayırmalı, hatta keşif yağmak isterseniz bu süreyi 2-3 gün daha arttırmak gerekiyor.  

Phuket Adası’na Hangi Ay Gidilir? derseniz. Gideceğimiz yer tropikal bir yer, dolayısıyla güneşli günler ve sıcacık bir deniz isteriz. Buna dikkat etmeden bilet alır ve yağışlı sezona denk gelirseniz tatil biraz sıkıntılı geçebilir. Tayland’ın kurak sezonu Kasım-Mart ayları arası. Biz Nisan sonu gittik yine de yağmura rastlamadık. Mayıs’tan Ekim sonuna kadar yağışlı sezon başlıyor.