Fes’ten sabah erken saatlerde Erfoud’a doğru yola çıkıyoruz. Erfoud Sahra Çölünün kapısı olarak bilinir. Erfoud’da sahra çölünde jeep safari yapıp, develere binerek çöl yolculuğu yapıp gün batımını izleyeceğiz. Bizim ikinci kez Fas’a gelmemizin ilk sebeplerinden birisi Sahra Çölünde kum tepelerine ayak basmak. Fes’ten yola çıktık ve yaklaşık 1 saat sonra İfrane’de mola verdik.

İfrane Fas’ın İsviçre’si olarak anılır. Kışın rahatlıkla kayak yapabileceğiniz bir yerdeyiz. Bu kadar sıcak bir yerde nasıl olur böyle bir diye şaşırmayın. Modern Ifrane kasabası 1929 yılında Fransız yönetimi tarafından Alp iklimi nedeniyle kendileri için kurulmuştur. Avrupalıların Fas’ın kavurucu yaz sıcağından kurtulabilmeleri için dağların yükseklerinde kurulmuş bir tatil kasabasıdır. Yüksek rakımdaki konumu nedeniyle Fas’ın okyanus kıyısına yakın ve çöldeki birçok şehrine nazaran yazları daha serin geçiyor.

İfrane hem yakındakiSahra Çölü’nün güzelliği ve  hem de kayak merkezi olma özelliğinden dolayı  vaha bölgeleri nedeniyle bir çok filmin çekim yeri olmuştur. Ya Yürü ya da Öl (1977), Mumya (1999), Dört Tüy (2002), Pers Prensi (2010), Hayalet (2015)

İfrane’de çok kısa mola veriyoruz. Molada İfrane ile özdeşleşmiş olan ve turistlerin fotoğraf köşesi dedikleri aslanı görmeye gidiyoruz. Ifrane Taş Aslanı, İfrane şehrinde ünlü bir anıt. Tek bir kireçtaşı bloğundan oyulan bu heykel, bir zamanlar bölgede özgürce dolaşan ancak nesli doğada tükenmiş olan görkemli Atlas (Berberi) aslanını temsil eder. Fransız sömürge dönemi 1930’larda oyluk devasa aslan heykeli, şehrin en popüler simgelerinden biridir.

Kısıtlı süre verilen serbest zamanda şehri dolaşıyoruz.

İfrane’den ayrılıp yola devam ediyoruz. Yolda Midelt’e yakın bir yerde mola veriyoruz.

Yola devam ederek Midelt şehrinden geçiyoruz. Şehrin dağ yamaçlarına devasa harflerle yazılmış olan “Allah, Vatan, Kral” ifadeleri bulunur. Fas’ın resmi devlet sloganı olan bu yazı, ülkenin milli ve manevi değerlerini simgeler

Çok fazla ilgi çekici bir şey olmayan bir yerleşim yeri olarak tanımlanan, Yüksek Atlas Dağları ile Orta Atlas ovaları arasında yer alan Midelt 1917 yılında Fransızlar tarafından kurulmuş.

Şehrin ana geçim kaynağı tarım ve özellikle de elma üretimidir ve bu da şehri Fas’ın en büyük elma üreticisi yapmaktadır. Şehrin giriş ve çıkışında kocaman elma heykelleri yer almakta. Eğer Ekim ayında ziyaret ederseniz Elma Festivali‘nin tadını çıkarabilirsiniz.

Erfoud Palmiye Vahası: Erfoud’a gelmeden hurma bahçelerinden oluşan vahada duruyoruz. Tafilalet bölgesinde yer alan görkemli Erfoud Palmiye Korusu, dünyanın en büyük vahalarından birini ve çöle açılan kapıyı oluşturmaktadır. Güneydoğu Fas, eşsiz ekosistemini aktif olarak korumakta olup, Ziz ve Gheris nehir havzaları UNESCO uluslararası tanınmasını hedeflemektedir.

Erfoud vahası, Ziz Nehri vadisi boyunca binlerce hektarlık bir alana yayılmaktadır. Ksour adı verilen kerpiçten yapılmış surlarla çevrili köyler, meyve bahçeleriyle uyumlu bir şekilde bütünleşmektedir.

Bu kadar palmiyeden bahsedince meyvelerini görmek, tadına bakmak ve hem kendimize hem de arkadaşlarımıza almak üzere hurma satışı yapan bir mağazaya giriyoruz. Tabi ki önce tadına bakıyoruz, sonra da beğendiklerimizden satın alıyoruz.

Mağazada hurmadan yapılmış oldukça fazla ürün bulunmakta.

Yolda kumların önünde bariyerlerin olduğunu görüyoruz. Rehberimiz bunun kumların yola gelmesini engellemek için yapıldığını belirtti. Sizin geldiğiniz yerlerde kışın gördüğünüz buzlanmaya karşılı burada yazı kumlanma teriminin çok yaygın olduğunu açıkladı.

Erfoud’a geldik. Otelimize girmeden fosil ile ilgili bir mağazaya gidiyoruz.

Macro Fossiles Kasbah adlı mağaza fosillerden yapılmış çok çeşitli ürünler bulunmakta. Duvarlarda fosiller ile ilgili yazılar ve açıklamalar bulunmakta.

Fosil ve Fas ne alaka der gibisiniz? Fas fosil endüstrisi o kadar büyüktür ki, Amerikalı jeolog Douglas Shakel gibi bazıları bu gelişen endüstriyi “trilobit ekonomisi” olarak tanımlamıştır. Hatta Fas’ın Tafilalet gibi bazı bölgelerinde fosil endüstrisi dışında çok az iş imkanı bulunmaktadır.

Mağazada fosillerden yapılmış o kadar fazla ürün var ki hangisine bakacağınıza şaşırırsınız. Biblolardan kolye uçlarına, bilekliklerden satranç takımlarına kadar.

Ama bir ürün var ki bahsetmeden geçmeyelim.

Fotoğrafta Nesli’nin elindeki ürünün adı çöl gülü (desert rose). Çöl gülü alçı taşı ve barit minerallerinin çöl kumlarıyla birleşerek gül şeklini aldığı doğal bir kristaldir ve buralara özgüdür. Biz Tunus gezimiz sırasında bunlardan hem kendimize hem de arkadaşlarımıza hatıra olarak almıştık. O kadar ucuzdu ki anlatamam. Gruptaki arkadaşlarımızdan bir kişi bu taşı çok beğendi. Satıcı bu fırsatı kaçırır mı fiyatı 6000 Dırham (600$) dedi ve sattı.

Otelimize geliyoruz ve çöle gitmek üzere hazırlanıyoruz. Öncelikle kafamıza çölde sıcaktan, kumdan, kum fırtınalarından koruyan geleneksel baş örtüsünü puşi (kefiye) bağlıyoruz. Yanınızda getirdiyseniz ya da otelden satın aldığınız puşileri satan kişiler kafanıza bağlıyorlar. Çünkü özel bir bağlanma şekli var.

Otelimizden bizi bekleyen jeepler ile çöle gidiyoruz.

Buradan geçerken gördüğümüz fosil turu yazıları dikkatimizi çekti.

Çöle geldik ve bizi bekleyen develeri görüyoruz.

Develere biniyoruz ve develeri yönetecek Muhammed isimli deveci ile çöle gidiyoruz. Deveye binmek için dikkatli olmalısınız. Rehberimiz otobüste nasıl binilmesi gerektiğini açıkladı. Deveye oturunca hemen önünüzde bulunan kola çok sıkı tutunmak gerekiyor. Çünkü çok yüksek yapıya sahip olana deve ayağa kalkarken epeyce zorluyor.

Gruplar oluşturuldu ve çöle doğru yola çıkıldı. Yanınızda mutlaka su olsun. Dönüşte çok gereksinim oluyor.

Yolda deveci arada duruyor ve fotoğraf çekiyor. Güneş de yavaş yavaş batmaya başladı.

Çöl tepelerine geldik. Develerden iniyoruz. Güneşin batmasını bekliyoruz. Ayaklarımızı kuma gömdük. Gün batımına döndük.

Çölde beklerken yapabileceğiniz bir aktivite de kum sörfü yapmak. Çok deneyen olmadı. Kumları havaya fırlatmak ya da güneşi tutabilmek.

Dönüş zamanı geldi. Yine develerimize biniyoruz ve kervan yola düşer diyerek dikkatlice jeeplerimiz olduğu yere geliyoruz.

Otelimize dönüyoruz.

Sabah erkenden Ourzazate’ye doğru yola çıkıyoruz.