MSC Grandiosa Cruise gemisiyle başladığımız turumuzda durağımız Cannes (okunuşu Kan). Dünyanın en ünlü film festivaline yarım asırdan uzun bir süredir ev sahipliği yapan, her yıl kırmızı halı üzerinde yürüyen yıldızları ile herkesin merak ettiği Cannes.

Ancak gemimiz limana yanaşamıyor. Açıkta demirleyecek.

Kıyıya tender yani filikalarla çıkacağız. Tender ile karaya çıkmak için dikkat edilmesi gereken kurallar bulunmakta. Gemi çıkış izni verince hemen filikalara binip çıkamıyorsunuz. İşte burada gemi duyurularını takip etmek gerekiyor. Filika için önceden belirtilen yerlerden bilet almak gerekiyor.

Bu biletlerinize göre filikalara binip çıkabilirsiniz. Eğer bilette yazılan ilk numaraları alabilirseniz erkenden kıyıya çıkıp gezmeye başlayabilirsiniz. Bilet almazsanız kıyıya çıkamazsınız.

Gemimiz saat 09.00 açıkta demirledi. Biletlerimizi aldık, belirtilen yerde toplanıyoruz ve bilet numaraları çağrılınca filikaya görevli eşliğinde gidiyoruz.

Gemiden çıkışımız saat 10.30’u buluyor. Gemiye son dönüş saatimiz ise 16.30 olarak bildirildi.

Gemi saat 17.00 de buradan ayrılacak. Yani gezmek için çok da vaktimiz yok. Limanda haritalarımızı alıp yola çıkıyoruz.

Limana geldiğimizde öncelikle Cannes’te ünlülerin yürüdüğü kırmızı halısı ile ünlü olan Palais des Festivals et des Congres yani Festival ve Kongre Sarayı’na yürüyoruz. Şehir merkezine giderken gördüğümüz bu gezi treni ile Cannes’i dolaşmaya karar veriyoruz ama öncelik kırmızı halı.

Eski Liman, sahilden Cannes’e giriş noktasıdır. La Croisette’in bir ucunda ve Cannes Film Festivali’nin bulunduğu Palais des Festivals et des Congres’in yanında yer alan portta tekneleri sıra sıra görmek mümkün.

Cannes koyunun hemen batısında yükselmektedir. Buradaki ilk tarihi yapı da illa ki kale ve surlarıdır. Bu kale ve çevresindeki yerleşimin zamanla artmasıyla bugünkü eski şehir oluşmuş. Cannes’de gezip görülecek çoğu tarihi yapı ve tarihi bina bu bölgede yer almaktadır. Burayı da gezmeyi kırmızı halı sonrasına bırakıyoruz.

Palais des Festivals et des Congres aslında müzik ve tiyatro etkinlikleri için kullanılan bir stüdyodur ve 1959, 1961 yıllarında Eurovision Şarkı Yarışmasına ev sahipliği yapmıştır. La Croisette gezinti yolunun üzerinde yer alan bina 1983 yılından beri dünyaca ünlü profesyonel etkinlikler, gösteriler ve festivaller için gidilmesi gereken yer olmuştur. “Dünyanın en ünlü 24 basamağına ayak basmadan Cannes’e gelmiş sayılmazsın sözü oldukça yaygındır”. Eeeee ne yapalım biz de gidelim dedik.  İşte geldik ama biz şoktayız. Merdivenlerde onlarca insan fotoğraf çektiriyor. Şok bu değil canım. Yaşadığımız şok merdivenlerde kırmızı halı yok. Kaldırmışlar. Halbuki internette kırmızı halı sadece festival süresince değil, yıl boyunca merdivenleri kaplıyor diye okumuştuk ama yok. Ne yapalım biz yine de fotoğraflarımızı çekindik ve kırmızı halı olmasa da merdivenlerden bir yıldız gibi yürüdük.   

Palais des Festivals merdivenlerinde yürüyüşümüzü yapıp fotoğraflarımızı ve videolarımızı çektikten sonra Yıldızlar Yolunu gezdik. Los Angeles’taki “Şöhretler Yolu” gibi, burada da “Yıldızlar Yolu” (Allee des Etoiles) bulunmaktadır. Zemininde dünyaca ünlü sinemacıların 150’den fazla el izi ve imzası yer alır. Los Angeles’te Hollywood Şöhretler Kaldırımı’nın Fransız Rivierası’ndaki karşılığıdır. Los Angeles’te Şöhretler Yolun da kendi yıldızımızı nasıl yaptığımızı merak ederseniz buraya tıklayın. Neyse Cannes’e geri dönelim. Yıldızlar Cannes’a geliyor ve sonra gidiyorlar amaaaaa…..iz bırakmadan gitmiyorlar. Paslanmaz çelik kalıplarda yere işlenmiş, dondurulmuş izlerini hediye ediyorlar. El izi olan ünlüler arasında; Charlie Chaplin, Francis Ford Coppola, Lelouch, SophiaLoren ve Robert de Niro da bulunuyor.

Vakit kaybetmeden gezi trenine binmeye gidiyoruz.

Biletlerimiz alıyoruz. Kişi başı 15€ ödüyoruz. Yolculuk yaklaşık 1 saat sürecek. Bu tren hop on-hop off şeklinde değil. Bindiğiniz durakta 1 saat sonra iniyorsunuz.

Tur iki kısımdan oluşmakta. Cannes oteller bölgesi ve eski şehir denilen tarihi yerler.

Önce oteller bölgesini geziyoruz. Hotel Carlton, Hotel Martinez ve diğerlerinin önünden geçiyoruz.

Sonra eski şehir bölümüne gidiyoruz. Espreance Meryem Ana Kilisesi (Eglise Notre-Dame-d’Esperance)’ne gelince trenimiz duruyor ve 15 dakika kilise ve çevresini dolaşmak için vakit veriyor.

Cannes’ın ayakta kalan en eski kilisesi tarihi Le Suquet (Eski Şehir) tepesinde yer alan 16. ve 17. yy’da inşa edilmiş gotik tarzdaki yapının İnşasına 1521 yılında başlanmış, 1641 yılında tamamlanmıştır. Kilise, sade cephesi ve güzel taş işçiliğiyle öne çıkar.

Kulesi alışılmadık bir özelliğe sahiptir. Saat Kulesi olarak bilinen bu kule, aslen kaleye bağlıydı.

Kilise üç vitray penceresi ve üç tablosuyla mükemmel bir şekilde üç bölüme ayrılmış.

Koro bölümü hemen dikkat çekiyor. Yukarı bakın ve org 1850’lerde Lingiardi kardeşler tarafından yapılmıştır. Ahşap dekoru sade ve zariftir.

Kiliseye tırmanmadan ulaşmanın bir yolu yok. Vieux-Port rıhtımı’ndan Le Suquet’nin dar parke taşlı sokakları ve eski taş evler arasında kıvrılan merdivenlerden geçerek yaklaşık 10–15 dakika sürüyor. Ancak yol engebeli ve sürekli dik. Tekerlekli sandalye kullanan ya da hareket kısıtlılığı olan ziyaretçiler için çok uygun değil. Üstelik parke taşlar yağmur sonrasında kaygan olabiliyor.  Yani çıkmak için gerçek anlamda efor harcamak gerekiyor. Kilisenin giriş ücreti yok. Cannes tabelası da burada yer alıyor.

Cannes’ın mükemmel manzarasını görmek çok güzel.

Buraya herhangi bir araçla gelmek mümkün değil. Ya yürüyerek, ya küçük elektrikli otobüs ya da gezinti treni ile gelemke zorundasınız.

Eski şehir merkezi Le Suquet’nin zirvesinde yer alır ve 11. yy’da Lérins keşişleri tarafından inşa edilmiştir. Günümüzde kale 19. yy Riviera manzarasından ilham alan sanat eserleri, müzik aletleri ve etnografik nesnelerin sergilendiği Dünya Keşifleri Müzesi (Musee des Explorations du Monde) olarak hizmet vermektedir.

Şehrin dört bir yanına dağılmış duvar resimleri. Bazen bir ara sokakta bazen de şehrin merkezinde karşımıza çıkıyor. Vaktiniz varsa bolca dolaşarak keşfedebilirsiniz.  Bu duvar resimleri, sadece şehri güzelleştirmek için yapılmadı. Cannes’ın sinemayla iç içe geçmiş ruhunu anlatıyor. 

Hotel de Ville, Cannes’ın görkemli, tarihi 1876 ​​yılına dayanan dört katlı belediye binası, şehrin en önemli simgelerinden biridir.  Şehrin zengin mirasını ve kültürel önemini somutlaştıran, Bernard-Cornut-Gentille Meydanı’nın tarihi kavşağında yer almaktadır. Cephesi, yerel ürünleri ve şehrin doğayla olan bağını simgeleyen, palmiye yaprakları, meyveler, buketler ve çiçek taçları tutan kadınları tasvir eden yüksek kabartma heykellerle süslenmiştir. Bu heykellerin üzerinde, “Republique Française” ve “Hotel de Ville” yazıları belirgin bir şekilde sergilenmekte olup, tepesinde bir saat ve çapa ile mazgallı bir taç içeren şehrin arması bulunan bir alınlık yer almaktadır.

Casino Palais des Festivals binasının hemen yanında yer alır. Oyun ve eğlenceye ayrılmış 3.000 m²’lik alanıyla bölgenin en büyük kumarhanesidir. Kumarhanede 200’den fazla slot makinesi, 75 elektronik oyun istasyonu ve 12 geleneksel masa (İngiliz ruleti, blackjack, poker) bulunmaktadır. Merak edenler ya da oyun oynamak isteyenler için her gün saat 10.00-03.00 arası açık. Kimlik göstermek zorunlu olup 18 yaş altı kişilerin girmesi yasak.

Cadde büyüleyici atmosferi ve zengin tarihiyle ünlü, hareketli bir yaya caddesidir. Cannes’ın en eski sokaklarından biri olan Meynadier Caddesi’nin geçmişi 16. yy’a dayanır. Bir zamanlar yerleşim yeri olan alçak evler, zamanla dükkanlara, kafelere ve özel butiklere dönüştürülerek çok sayıda butik, el sanatları dükkanı ve yerel lokantayla dolu bir yerdir. Burada el sanatları ön planda. Bu dar ve hareketli sokakta, köy ruhunu korumak için zaman durmuş gibi görünüyor. Rue Meynadier, Cannes’ın otantik ruhuna dalmak isteyenler için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir.

Cannes’ın en otantik yerlerinden  olan markette Fransız peynirlerinin en güzel çeşitlerini tadabilirsin, hatta bizim usul yanında birkaç dilim taze baget ekmeği ve biraz da zeytin aldın mı, değme keyfine. Ama ne yazık ki bizim vaktimiz yok. Buraya gelenler unutmayın market Pazartesi günleri kapalı. Pazar günleri belli saatlerde açık. Siz en iyisi diğer günlerde gelin ama genellikle saat 14.00 civarında kapandığını unutmayın.

Savaş Anıtı olarak da bilinen Şehitler Anıtı, I. ve II. Dünya Savaşlarında hayatını kaybeden askerlere adanmış, hüzünlü ve dokunaklı bir anıttır ve sahil yolunda belediye binasının karşısında  yer almaktadır. Heykeltıraş Albert Cheuret tarafından yapılan anıt 11 Kasım 1927’de açılmıştır. Anıt, sert taştan yapılmış yüksek sekizgen bir kaideden oluşmaktadır; kaidenin üzerinde bronzdan yapılmış dört asker, bir pilot, iki piyade ve bir denizci figürü yer almaktadır. Figürler, bir elinde defne çelengi, diğer elinde zeytin dalı tutan kanatlı bir Zafer figürünü kalkan üzerinde taşımaktadır. Heykelin kaidesinin her iki yanına da ölen askerlerin isimlerinin yazılı olduğu bronz levhalar yerleştirilmiştir.

Heykel ünlü sahil yürüyüş yolu La Croisette’in üzerinde, deniz kenarındaki merkezi bir meydanda yer alır. Jeanne d’Arc kim derseniz? Okunuş şekliyle Jan Dark 15. yy’da Yüzyıl Savaşları sırasında İngilizlere karşı ülkesi Fransa’yı kurtaran 17 yaşındaki köylü bir kızdır. Aldığı ilahi mesajlarla Başmelek Mikail ve bazı azizlerden ilahi sesler duyduğunu ve Fransa’yı İngiliz işgalinden kurtarma görevi aldığını iddia etti. Erkek kılığına girerek Veliaht Prens VII. Charles’ı ikna etti. Hiçbir askeri eğitimi olmamasına rağmen 1429’da Orleans Kuşatması’nı kırarak büyük bir zafer kazandı. Bu sayede VII. Charles, Reims’te taç giyerek Fransa Kralı oldu. Ancak 1430 yılında İngiliz müttefiki Burgonyalılar tarafından esir alınıp İngilizlere satıldı. Dini mahkemede “erkek kıyafeti giymek”, “sapkınlık” ve “büyücülük” suçlamalarıyla yargılandı. 30 Mayıs 1431’de, henüz 19 yaşındayken Rouen şehrinde kazığa bağlanarak yakıldı.  Ölümünden 25 yıl sonra Papa III. Callixtus emriyle dava yeniden görüldü ve suçsuz olduğu kanıtlandı. 1920 yılında Katolik Kilisesi tarafından Azize ilan edildi. Günümüzde Fransa’nın koruyucu azizesi ve ulusal kahramanı olarak anılmaktadır.

Cannes’te gemiden dolaşmak için değil limanın hemen yakınında ki plajda denize girmek için gelenlerde vardı.

Cannes’te turumuzu tamamladık.

Son olarak daracık ara sokaklarını dolaşıyoruz.

Limana filikalara binmek üzere geri dönüyoruz.

Cannes’te olup yakında ki yerlere gitmek de vardı ama bu kısa sürede ancak bu kadar gezebildik.