Delhi’de tur programında yer almayan tur serbest zamanında kendimizin değerlendirdiği ilginç bir yere gidiyoruz. Daha önce Delhi’de gezdiğimiz yerleri; Delhi’de gezilecek yerler-1, Delhi’de gezilecek yerler-2 , Delhi’de gezilecek yerler-3 dosyalarımızda sizlerle paylaşmıştık.

Bugün Dünya’nın en tuhaf müzeleri arasında ilk 5’e rahatlıkla giren internette okuduğumuz müzeye gideceğiz. Uluslar arası Tuvalet Müzesi. Hadi canım, böyle bir müze olur mu? dediğinizi duyar gibiyiz. Biz de Delhi’deki bu Tuvalet Müzesi’nin tüm internette ve prestijli TIME dergisinde adı geçmesine çok şaşırdık. Rehberimize ve tur ekibimize sorduğumuzda ilk defa duyduklarını söyledikler. Artık burayı görmemiz lazım dedik ve nasıl gideceğimizi araştırdık.

Müze Delhi şehrinin bir ucunda Dwarka’da. İnternetten Delhi’nin yaklaşık 40 km dışında diye okuduğumuz müzeye tuk tuk ile gideceğiz.

Asıl sorun Hindistan’da güvenebileceğimiz tuk tuk olacak mı? Hindistan gezilerinde kaçırılmadan, tacizlere kadar duyduğumuz haberler biraz tedirginlik yaratıyor insanda. Tur ekibimiz Khan Market’de alışverişe giderken biz Tuvalet Müzesini gezmeye gideceğiz.

Khan Market’te tıpkı bizde taksi duraklarının olduğu gibi tuk tuk durağı var. Tuk tuk durağına gidip elimizdeki dokümanlardan gideceğimiz yeri gösteriyoruz. Çok az Delhi’linin hatta duraktaki bazı tuk tuk şoförlerinin bile şehirde bir tuvalet müzesi olduğunun farkında olmadığını anladık. Aralarından birisi tamam diyor ve 700 Rupiye gidip, orada bekleme ve geri dönme şeklinde anlaşıyoruz. Müze gezme süresini 1 saat olarak söylüyoruz. Tamam denilince biniyoruz. Yol o kadar uzun geldi ki tuk tuk şoförüne burayı bilip bilmediğini tekrar sorduğumuzda nerede olduğunu bildiğine yeminler etti. Yaklaşık 40 dakika sonra çok kalabalık bir sokakta tuktukcu geldik diyor. Uluslararası Tuvalet Müzesi Sulabh International tarafından işletilmektedir ve Time dergisine göre müze, “dünya çapında sıradan olmayan on müze” arasında en tuhaf müzelerden birisi olarak üçüncü sırada yer almış.

Müze 1992 yılında aktivist, Sulabh Sanitasyon ve Sosyal Reform Hareketi’nin kurucusu, 2009 Stockholm Su Ödülü de dahil olmak üzere pek çok ödülün sahibi Dr. Bindeshwar Pathak tarafından kurulmuştur.

Müzenin iki bölümü var: açık alan ve kapalı alan.

Önce açık alanı gezelim. Açık alanda herkesin erişebileceği ucuz, çevre dostu tuvaletler sergilenmekte. Bu alanda farklı tipte fosseptik çukurlarını gösteren çok sayıda tuvalet modeli bulunmakta.

Müzenin en bilgilendirici kısmı kapalı alanda ise MÖ 3000 yılından 20. yy’ın sonuna kadar uzanan sanitasyon eserleri Antik, Orta Çağ ve Modern kronolojik olarak düzenlenmiş.

Kapalı alan orta büyüklükte bir oda ancak sergilenen ürünler arasında tuvaletler, lazımlıklar, bideler, su dolapları yer alıyor. Sergi panolarında tuvaletler ve kullanımlarıyla ilgili çok değişik resimler ve şiirler yer alıyor. 


Tarihi tuvaletlerden (Harappa, Babil, Roma, Orta Çağ Avrupası, Hindistan kaleleri vb. yerlerdeki), büyük sandalyelere veya deri ciltli kitap yığınları arasına gizlenmiş eski tuvaletlerin modelleri bile var. Çöp yakma fırını, çadıra uygun tuvalet, portatif lazımlık yanında gerçek tuvaletler bile var. Hatta Kral XIV. Louis’e ait denilen tuvaletten kitap şeklinde kamufle edilmiş tuvalete kadar değişik tuvaletler var.

Müzeden çıkarken, müzenin halkı eğitmek ve dünya çapında tuvaletlerin gelişimindeki tarihsel eğilimleri araştırmak amacıyla kurulmuştur.

Hindistan’da insanların kadın ya da erkek fark etmeden tuvaletlerini yollara yapmasını gördükten sonra müzenin birinci amacına yani halkı eğitmek amacına ulaşmadığını anladık.

Yaklaşık bir saat süren müze gezimizde dönüşe geçiyoruz.

Dönüşte farklı bir yoldan götüren tuktuk çumuz yol boyunca misvakla dişlerini temizleyip tükürdü. Kendisine bakmamaya gayret ederken yolda Atatürk Caddesinin olduğunu fark ettik ama tuktukcu öyle bir manevra yaptı ki tabelanın ancak yarısını çekebildik.

Neyse ki Hindistan’da okuduğumuz tüm olumsuzluklara karşın kendimiz bir yeri keşfetmenin mutluluğuna vardık. Müze ziyaret saatleri; Haftanın her günü saat 10.00-18.00 arası açık. Giriş ücretsiz.

National Handloom Expo

Müzeden geldikten sonra Delhi’de 16-29 Mart tarihleri ​​arasında düzenlenen National Handloom Expo (Ulusal Dokuma Tezgahı Fuarı)’yu görmeye gittik. Expo fuarlarını gezmekten çok keyif alırız. Ülkemizde düzenlenen Antalya Expo (2016) ve Hatay Expo (2021) fuarlarını da keyifle gezmiştik.

My Handloom, my pride (Dokuma tezgahım, gururum) ana temasıyla hazırlanan Expo’da serginin ana hedefleri el dokuma endüstrisini tanıtmak ve el dokuma kumaşlarının satışını artırmak.

Organizasyonlar, Hindistan’ın dört bir yanından geniş bir yelpazedeki el dokuma ürünlerini sergileyecek ve fuar boyunca yüzde 20 ila 30’luk indirimler sağlayacakmış.

Fuarı gezerken ürünlerin hiç de ucuz olmadığını gördük ama gezmek keyifliydi.

https://www.youtube.com/shorts/by2TsgXP94Q?feature=share

Delhi gezimizi bitirdik, Varanasi’ye doğru yola çıkacağız.

Delhi’den Varanasi’ye gitmek için değişik alternatifleriniz var tabi ki. Ama biz tur şirketi ile geldiğimiz için onun seçimine uymak zorunda kaldık. Tur şirketimiz Keşfet 101 bizim için maalesef en kötü alternatifi seçmiş. Nasıl mı? Haydi anlatalım…..

Öncelikle Delhi’den Varanasi’ye nasıl gidebiliriz? Seçeneklere bakalım.

Uçakla: Indigo hava yolları ile 1 aktarma yaparak 5.5 saatte Delhi’den Varanasi’ye ulaşabilirsiniz.

Otobüsle: Flixbus ile yolculuk tahmini 13 saat 10 dakika sürüyor ve 785 km yol kat ediyor. Delhi’den Varanasi’ye ilk otobüs 19.30’da kalkıyor. Son otobüs 20.20’de. Yolcuların güvenliğini ve refahını sağlayacak şekilde, yüksek hijyen standartlarına uyan yemek mekanlarında duraklama sağlıyor. Geniş koltuk aralıkları ile ayaklarınız ve dizlerinizde rahat ediyor

Hızlı Trenle:  Hızlı ve modern bir trenle Delhi’den Varanasi’ye seyahat etmek belki de en iyi seçenek. Yolculuk yaklaşık 8 saat sürüyor. Delhi’den Varanasi’ye giden trenler, rahat koltuklarla donatılmış, ferah vagonlara ve geniş bacak mesafesine sahip. Büyük panoramik pencerelerle, yol boyunca muhteşem manzaraları hayranlıkla izlemek mümkün.

Peki biz bunlardan hangisi ile Delhi’den Varanasi’ye geldik?. Cevap hiçbirisi.

Böyle bir tren yolculuğu olamaz………..

Ama böyle bir yolculuk oldu……..Hindistan’da tren yolcululuklarının en kötüsünü yaptık.

Keşfet 101 tur şirketimiz (tur şirketi yazmak adetimiz değildir ama çektiğimiz sıkıntıları herkesin bilmesi gerek diye düşünüyoruz) maalesef bize yukarıda belirttiğimiz güzel alternatiflerin hiçbirisini layık görmemiş. Bize 12 saat yataklı tren yolculuğu yaptırttı hem de iki kere. Ama ne yolculuk. New Delhi tren istasyonuna geldiğimizde şaşkınlık geçirdik.

Yazılan ve söylenenlerin ne kadar doğru olduğunu anladık. Her tarafta fareler vardı.

Hele ki bazı sitelerde trenin içine de farelerin girdiğini okuyunca bakalım nasıl bir yolculuk bizi bekliyordu.

Trenimizin geliş saatini beklerken istasyonu gezdik.

Tren geliyor ve insanlarda bir koşturmaca. Bu kişiler biletleri olmayanlar ve yer kapmaya gidiyorlar. Haydi tren yolculuğumuza başlayalım

Trene bindik. Grubumuz üyelerinin biletleri farklı yerlerde idi. Yani grup olarak hepimiz bir arada bile değildik.

İlk şoku atlattıktan sonra yerimizi bulduk. Kompartmanlarda 4’lü ve 2’li yerler var. Dört kişilik yerlerde kişiler altlı üstlü ranza şeklinde yatıyorlar. Tabi grup bir arada olamayınca bu 4 kişilik yerlerde farklı kişilerle yatabiliyorsunuz. Üstelik duraklarda inen binenler olunca kişiler de değişiklik gösteriyor. İki kişilik yerler ise bu 4 kişiliklerin karşısında. Arada küçük bir koridor var. Biz Nesli ile birlikte iki kişilik yerdeydik. Altlı üstlü ranzada yatacaktık. Önce bavullarımızı yerleştirdik. Nereye mi tabi ki yatakların altına iteledik.

4 kişilik yerde herkes yatakların altına bavullarını koydu. Burada bavullar karışabiliyor ve en önemlisi 4 kişilik yerde tavanda klima var. Klima gece boyunca çalışıyor. Orada kalan arkadaşlarımız oldukça üşüdüler. Biz bu konuda biraz daha şanslıydık. Sonra yatakların üzerinde yatak çarşafları ve yastıkların olduğu kağıt bir torba var. Tabi ki hijyene güvenmediğimiz için biz yanımızda nevresim takımı götürmüştük. İnsanların şaşkın bakışları altında nevresimlerimizi serdik. Ben ranzanın üstüne çıktım, Nesli, altta yatmayı seçti. Yukarı çıkması da çok kolay değil. Yukarıda pencere filan yok.

https://www.youtube.com/shorts/pFZWkyoFOxg?feature=share

Neyse uyku zamanı gelene kadar trende neskafe ve yemek dağıtanları izledik. Uyku zamanı gelince kafamıza örtülerimizi çektik ve uyumaya çalıştık. Yüzünüzü örtmeyi unutmayın fare gelme olasılığı yüksek.

Sonra kompartmanımızın kapısını kapattık. Hemen inandınız değil mi? Şaka yaptık sadece perdesini çektik. Evet burada ki kompartmanlarda kapı filan yok, sadece perde var. Sabaha kadar kah uyuduk kah uyanık olduk. Sabah olunca ne kadar yorgun olduğumuzun farkına vardık. Bu arada bavullar için hatırlatma. Öncelikle büyük bavul almayın. Yatakların altına girmesi zor oluyor. Sonra bavullarınızı kilitleyin hatta mümkünse trene de bağlayın. Neden mi? Gece bir ara uyandığımda şöyle perdeyi açıp koridora bakarken karşı kompartmana birisi girdi ve alttaki bavullardan birisini çekti aldı. Ses bile çıkaramadım. Yani sabah olunca bavullarınızı yerinde bulamayabilirsiniz.

Trende First Class biletli yerlerde var. Buralar nasıl derseniz?

Kompartmanlar 4’lü ve 6’lı şekilde. Burada kompartımanın kapısı dünyadaki birçok örneği gibi kapanıyor ve size ait oluyor. Biz ne yazık ki buralarda kalamadık. Keşfet 101 tur şirketimize hem çok yüksek tur ücreti ödedik hem de böyle korkunç bir yolculuk yaptık. Keşke bizlere de önceden First Class bileti almış olsalardı.

https://www.youtube.com/shorts/DHaWbCFg7j0?feature=share

Sabah olduğunda üst kattan Nesli’nin yatağına indim. İniş saatimizi bekliyoruz. Hala gülmeye çalışıyoruz.

Dışarıya bakarak vakit geçirmeye çalışıyoruz.

https://www.youtube.com/shorts/szG9I4i7Gyo?feature=share

Kalkıp elimi-yüzümü yıkamaya gideyim dedim ki karşıdan gürültüyle temizlik ekibi işe başlamış bile

Bu arkadaş trene binerken yatakların üzerinde verilen çarşaf ve yastıkların konduğu kağıtları süpürmeye başlamış. Ne güzel mi dediniz? Keşke yolcular indikten sonra yapsaydı da ortalığı toza sarmasaydı. İnsanlar daha uykuda iken toz içinde kaldı.

İşte el-yüz yıkamak için lavabo. Üzerinde zaten suyun içilmeyeceği yazılmış ama siz siz olun dişlerinizi bile bu su ile yıkamayın. Hatta Hindistan’da en iyi otelde bile dişlerinizi musluk suyu ile yıkamayın. Kapalı şişe suları ile yıkayın.

Varanasi’de ineceğimiz istasyona yaklaştık. Varanasi ya da diğer adıyla Banaras olarak da geçiyor. Kapılara gidiyoruz.

Varanasi’ye indiğimizde bu korkunç tren yolculuğundan sonra sanırım “kurtulduk” diye hala gülebiliyorduk. Aman o da ne, yağmur damlaları atmaya başladı. Uzakdoğu da ıslanmayı Sri Lanka’dan çok iyi biliriz. Hemen rehberi takip etmeye başladık. Araca doğru ilerliyoruz.

Yağmur korkunç bir şekilde hızlandı? Biz de koşmaya başladık. Buluşma noktasına geldiğimizde henüz bineceğimiz araba gelmemiş. Zaten Uzak Doğu’da yağmur başladı mı saklanacak yeriniz yoksa, ıslanmaktan kurtulamazsınız. Hadi bakalım korkunç bir geceden sonra korkunç bir yağmur.

https://www.youtube.com/shorts/7aH_H1MqHQE?feature=share

Arkadaşlar trenin pisliği temizlensin diye yağmur yağıyor esprisi yapıyorlar. Bazıları “berekettir” diyor. Gelen mini otobüs grubun bavullarını almaya yetecek kadar yeri olmadığı için rehberimiz bavulları bir kaç tuktuka yükleyerek getirmek zorunda kaldı. Tabi bavullar ıslanmış içlerine su almıştı. Varanasi’de otele varınca hemen bavulları açıp ıslanan kıyafetleri çıkarmaya çalıştık. Yine tur şirketimiz Keşfet 101‘e selam olsun. Ne diyelim. Büyük bir otobüs bile ayarlamamış.

Şimdi siz bu yolculuğu okuyup ne güzel macera yaşamışsınız, değişik bir deneyim olmuş diyorsunuz değil mi? Evet çok değişik bir deneyim oldu. hem de iki kere. Ama sadece şu kadarını söyleyelim…….. Bu deneyim anlatılmaz yaşanır…………