Erzurum’dan çok güzel anılarla ayrılarak Kars’a doğru hareket ediyoruz. Kars benim hayatımda çok önemli bir yere sahip. İlk görev yerim Kars. Memuriyete 1987 yılında öğretmen olarak Kars’ın Göle ilçesinde başladım (Ardahan il olunca Göle Ardahan’a bağlandı). Tam 4 yıl burada görev yaptım. Otobüste anılarıma döndüm. Ankara’dan Esadaş otobüsüne binip Yozgat-Sivas-Erzincan-Erzurum-Kars güzergahında yaklaşık 13 saat kış olunca 15-16 saat yolculuk yaptığım günleri düşünürken rehberimiz Derya Hanım Kars’a gelmeden Sarıkamış’ta duracağımızı Allahu Ekber Dağı Şehitliğini ziyaret edeceğimizi söyleyince zamanımıza geri döndüm.

Otobüste herkesi garip bir hüzün kapladı. Otobüs sessizliğe büründü bir anda. Hepimiz tarihte zaman yolculuğuna çıktık. Ben sanki biraz önce düşüncelerimde ki zamandan daha gerilere ışınlanarak zamanda yolculuk yapıyorum. Yaşananları herkes kendi içinde düşünürken şehitliğe gelmiştik bile.

Allahuekber Dağı Şehitliği

Şehitliği gezerken zaman yolculuğunda o yıllara dönelim. Kars’ın köklü tarihindeki en hazin öykülerden birisidir Sarıkamış Harekatı.

Yıl 1915 aslında 1914 yılının son günleri 22 Aralık 1914. Allahuekber Dağlarında kara kış ve dondurucu soğuk hakim ve Enver Paşa Sarıkamış harekatını başlatır.

Hedefi Kars’ı Ruslardan geri almak ve Rusları önüne katıp Tiflis’e kadar kovalamak, oradan Tebriz, Bakü, Tahran’a uzanmak. Ancak Ordunun böyle çetin bir kışa hazır olmaması bir yana, subayların elinde doğru dürüst bir harita bile yoktur. Enver Paşa’nın hiçbir mazerete tahammülü yoktur. Ordunun hazır olmadığını söyleyen Hasan İzzet Paşa’yı 3. Ordu Komutanlığından azleder ve yerine kendisini atar. Bu büyük hayal, Allahuekber Dağlarında soğuğa yenik düşer. Kars-Göle’de 4 yıl görev yapmış kışın sıfırın altında 48 dereceyi görmüş ve yaşamış birisiyim. Kars’ın soğuğunu yaşamayan hayal bile edemez. Siz bir de yer yer 2-3 bin rakımlı geçitlerinde Allahuekber Dağlarındaki dondurucu soğuğu düşünün.

Türk askerlerinin büyük bölümü çölden gelmişti ve üzerilerinde yazlık üniformalar vardı. Sarıkamış’ta bir mermi dahi atamadan 60 bini donarak olmak üzere 78 bin şehit vermiştik. Osmanlı ordusunun en büyük askeri kayıplarından biridir. Yaklaşık 1 ay sonra 15 Ocak 1915’te, harekat başarısızlıkla sonuçlanır ve Sarıkamış Harekatı tarihe büyük bir hüzün ve acıyla yazılır.

Sarıkamış’ta dondurucu soğuk altında askerlerimizin durumunu Kurmay Subay Şerif BeySarıkamış” adlı kitabında şöyle anlatır:” “Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevk etmek istedim. Beni hiç görmedi. Bu suretle buzullar içinde belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik“.

Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç Sarıkamış’ta gördüklerine anılarında şöyle yer vermiş: “İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar… İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler… Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda…Allahu Ekber Dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Allah’larına teslim olmuşlardı.”

Allahuekber Dağları Milli Parkı’nın etkileyici doğasının içinde olan anıtı gözlerimiz nemli sessizce gezerken dualarımız tüm şehitlerimize. Hepinizi saygıyla ve minnetle anıyoruz. Ruhlarınız şad olsun.

Yolunuz Erzurum ya da Kars’a düşerse Kars-Erzurum kara yolu üzerindeki şehitliğe mutlaka uğrayın.

Sarıkamış Şehitliği’ne nasıl gelirim derseniz Sarıkamış’a Kars merkezden özel araç, tren ya da otobüsle gelebilirsiniz. Kars’ın merkezinden Sarıkamış yaklaşık 60 km mesafede. Özel araçla bu mesafe yazın 1 saat, kışın ise yağış durumuna bağlı olarak bir miktar daha uzun sürebilir. Sarıkamış Şehitliğine giriş ücretsizdir.

Otobüsümüze binip sessizce Kars’a doğru hareket ediyoruz. Herkes susmuş, herkes bir yerler dalmış. Çıldır Gölü‘nün güzel manzaralarının bile farkında değil birçoğumuz. Gün batmak üzere, güneş ruhumuzdaki karanlığı fark etmiş gibi batıyor hüzünle.

Videolar You Tube Kanalımızda. Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bizi Instagram hesabımızdan takip edebilirsiniz.

Kars Kalesi

Kars’a geldiğimizde ilk iş olarak Kars Kale’sine gidiyoruz.

Size önce Kars kalesi hakkında söylenen efsane yada rivayeti anlatalım. Yazılarımızı okuyanlar bilirler. Biz gittiğimiz yerin efsanesini paylaşmayı severiz. Ama bu kez anlatılan efsaneyi kendimiz yaşayarak doğruluğunu gördük. Nasıl mı? Haydi sizi zamanda yolculuğa çıkaralım.

Kars kalesi efsanesine göre, bu kaleye çıkan kişi 7 sene Kars’ta kalırmış. Efsanenin bir başka versiyonunda ise kaleye çıkıp da Kars vadisini seyreden kişi muhakkak Kars’a bir daha gelirmiş.

Kars Kale’sine ilk kez Göle’de öğretmenlik yaptığım 1987-1991 yılları arasında öğretmen arkadaşlarımla birlikte çıktık. Kale girişinde görevli amca siz Kars’a bir kez daha geleceksiniz dedi. Kendisine gülümsedik ve kaleyi gezdik.

Kars kalesi; Merkez Kale, İç Kale veya Stadel olarak anılır. MS 1153 yılında Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin’in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılmıştır. Kenti çevreleyen dış kale surları da 12. yy’da inşa edilmeye başlanmış, 1386 yılında Timur tarafından yıkılan kale 1579 yılında Osmanlı Padişahı III.Murat’ın fermanı ile yeniden yaptırılmıştır.

Aradan yıllar geçti. Kars’tan ayrıldıktan yaklaşık 8 sene sonra Nesli ile birlikte bir kez daha görevli olarak Kars’a geldik. Bu sefer Nesli kaleyi görmek istedi. Kale girişindeki aynı ama biraz daha yaşlanmış amcaya bana söylediklerini hatırlatınca bize yine aynı cümleyi söyledi. Kars’a yine geleceksiniz. Biz de üçüncü kez mi mümkün değil dedik ve neden böyle söylediğini sorduk. Yaşlı amca bize halk arasında söylenen efsanenin devamını anlattı. Kale içerisinde daha doğrusu girişte bir türbe var. Celal Baba Türbesi. Kaleyi ziyaret edenleri, tepede karşılayan Celal Baba 1239 yılında Kars şehrini kuşatan Moğol-Gürcü orduları ile savaşırken şehit düşen bir evliya. Halk arasında savaşırken kafası koptuğu halde kafasını koltuğunun altına alarak bugünkü türbesinin bulunduğu yere kadar savaşarak geldiğine ve burada şehit düştüğüne inanılır. Celal Baba kaleyi ve kendisini ziyaret edenler için şöyle bir dilekte bulunurmuş. “Kaleye gelen bu kişi ne güzel beni de ziyaret etti tekrar buraya gelsin” Kendisine yine sadece gülümsedik ve kaleyi gezdik.

Kaynaklara göre Merkez kale dışında surlar 27.000 m uzunluğunda olup, 220 burçtan meydana gelmiştir. Kars Kalesi’nin dış cephe surları kesme bazalt taştan yapılmıştır ve üç büyük kapısı bulunmaktadır. Bunlar; Su kapısı veya Çeribaşı kapısı (batıda), Kağızman kapısı (Orta kapı), Behram Kapısı veya Bayrampaşa kapısıdır.

Kalenin kuzeydeki ana giriş kapısı kale önündeki boşluğa açılmaktadır. Kalenin en yüksek noktası olan kale burcuna doğru olan taş döşemeli caddenin bitiminden itibaren merdivenlerle kale burcuna ulaşılmaktadır. Kale içerisinde 12. yy’dan kalma Celal Baba Türbesi, Askeri Koğuşlar, Tarlalar, Cephanelik ve Mescit yer almaktadır. Kalede  I. Abdülhamit tarafından Kafkaslara açılan kapının savunmasında kullanılsın diye gönderilen top ziyaretçilerin fotoğraf noktası.

Sit alanı olarak ilan edilen Kars Kalesi’nden şehre bakmak ve Kars’ın güzelliğini seyretmek çok keyiflidir. Özellikle bir kez daha Kars’a gelmek isteyenler mutlaka seyretsinler.

Büyük konuştuğumuzu yine yıllar sonra anladık. Bu olayın üzerinden tam 9 sene geçti ve biz Doğu Anadolu turu ile yine Kars’tayız ve yine kalenin yakınındayız. Rehberimiz Derya Hanım’a biz Kaleye çıkmıyoruz dedik ve hikayeyi anlattık. Bize gülerek “evet siz gelmeyin” dedi.

Havariler Kilisesinden Kars kalesi

Videolar You Tube Kanalımızda. Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bizi Instagram hesabımızdan takip edebilirsiniz.

Havariler Kilisesi (Kümbet Cami)

Kümbet Cami ya da Havariler Kilisesi  Doğu’nun Ayasofya’sı olarak nitelendirilir. Bagratlı Krallığı döneminde bir Ermeni-Gürcü kilisesi olarak inşa edilmiştir. Kral Abas’ın yaptırdığı kilise beş yıl içinde bitirilmiştir. Bu yapı bir ibadethaneden ziyade Hristiyanlık için büyük bir kutsallığa sahip olan 12 Havari’yi anmak için yapılmıştır.

Daha sonra 1064 yılında Müslüman egemenliğine geçen yöredeki bu kilise camiye dönüştürülerek Kümbet Camii adını almıştır.

Yapının kubbesi konik biçiminde, kubbe altındaki nişler içte yuvarlak dışta beş köşeli olarak yapılmıştır. Yapının ana girişi batı tarafındadır. Ayrıca güney ve kuzey taraflarda da iki giriş kapısı mevcuttur. 

Kümbet Cami 1964 yılında ise müzeye dönüştürülerek, Kars’ta yapılan kazılardan elde edilen tarihi eserler burada sergilenmeye başlanmıştır. Kümbet Cami müze görevini 1981 yılına kadar sürdürmüştür ve 1993 yılından bu yana yine cami olarak kullanılmaktadır.

1978 yılında daha büyük bir müzeye gereksinim duyularak 1981’de açılışı yapılan Modern Kars Müzesi günümüzdeki arkeolojik, etnografik ve taş eserlerin sergilendiği önemli müzeler arasında yer almaktadır.

Kars Müzesi

Modern Kars Müzesi 1981 yılında açılmış olup iki katlıdır. Müzenin zemin katında Eski Eser Deposu, Bürolar ve Arkeolojik Eser Salonu; birinci katta ise Etnoğrafik Sergi Salonu ve Lojman bölümleri vardır. Ayrıca, müze bahçesinde de tarihi eserler yer almaktadır.

Müzede Paleolitik Dönem Eserleri, Tunç Eserleri, Urartu Dönemi Eserleri sergilenmektedir.

Müzede sergilenen madalyalar ve sikkeler Grekler, Romalılar, Bizanslılar, Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine aittir. Altın, gümüş, bakır, kurşun madeninden yapılan sikkeler kronolojik olarak sergilenmektedir.

Müzeyi dolaşırken haritada tanıdık bir yer karşıma çıkıyor.

Müzenin ana caddeye bakan tarafındaki bahçede; çeşitli Türk  boylarının Kars ve çevresinde kullanmış oldukları koç, koyun ve atları tasvir eden taş eserler ile Selçuklu ve Osmanlılara ait mimari parçalar mevcuttur. 

Müze bahçesinin kuzey tarafında Kazım Karabekir Paşa’ya 1921 Kars Antlaşması  sırasında bir iyi niyet jesti olarak Ruslar tarafından hediye edilen tarihi Beyaz Vagon bulunmaktadır.

Kazım Karabekir, o dönemlerde çalışmalarını bu vagonun içinde yapardı. Kendisi daha sonra bu vagonu Kars Vilayeti´’ne bırakmıştır.

Videolar You Tube Kanalımızda. Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bizi Instagram hesabımızdan takip edebilirsiniz.

Subatan Köyü

Ani Harabelerine giderken Subatan Köyünden geçiyoruz ve kısa bir mola veriyoruz. Otobüsten inerken herkes çocukken öğrendiğimiz okul şarkısını hatırlıyor ve mırıldanıyor. “Orda bir köy var uzakta, O köy bizim köyümüzdür, Gitmesek de kalmasak da, O köy bizim köyümüzdür”

Subatan Köyü Kars’ın Merkez ilçesine bağlıdır ve Kars il merkezine 28 km uzaklıktadır. Köyün eski adı 1918 yılı kayıtlarında “Vartaşen” olup, Ermenice’de “gülköyü” anlamına gelmektedir. Köy, 1928’den beri “Subatan” adını taşımaktadır.

Neden bu köyden özellikle bahsetmek istediniz derseniz…..İki sebebi var. Birincisi burada bulunan şehitlik, diğeri ise Ani Harabelerine kalkan minibüslerin ilk durağı olması.

Subatan Şehitler Anıtı: Ermenistan sınırına 15 km mesafede bulunan 150 hane 850 nüfuslu Subatan Köyü, Ermeni Taşnak çetelerince bölgede en çok Türk’ün katledildiği köy olarak tarih sayfalarına geçti.

Ermeniler, diğer köylerde olduğu gibi 24 Nisan 1918’de Subatan Köyüne de girerek halkı bir araya topluyor. Köylülerin önce kıymetli takı ve eşyalarını ellerinden alan Ermeniler, daha sonra 570 kişiyi samanlıklara doldurup yakıyor ve bu kişilerin tamamı o gün hayatını kaybediyor. Katliamın ardından 570 kişinin can verdiği bu samanlık da toplu mezar haline getiriliyor.

İşte bu anıt o gün ölenlerin anısına dikilmiş.

Subatan Köyünden Ani Ören yeri (Ani Harabeleri)’ne doğru yol alıyoruz.

Ani Antik Kenti (Ani Harabeleri)

Ani Harabeleri Kars denince akla ilk gelen yerdir. Ani Kentinin adıyla ilgili bir hikaye var. Irmakla ayrılmış iki ülkenin tüccarları ülkeler  arasında gidip gelirlermiş. Ülkelerin yöneticileri çok iyiymiş, tüccarları çok dürüstmüş. O kadar iyi anlaşırlarmış ki, kimsenin hakkı kimsede kalmazmış. Ama günlerden bir gün  hükümdar ölmüş, yerine başkası geçmiş ve eski adetlerde değişmiş. Yetimin hakkı yeniyor, masumun malı gasp ediliyormuş. Adalet hiç kalmamış. Tüccarlar bu taşlaşmış yüreklere karşı “taş kesilesiniz” diye beddua etmişler. Koca kent aniden taş kesilmiş ve o günden sonra şehir bu isimle anılır olmuş: Ani. 

Tarihi Ani Şehri’nin ilk yerleşim çekirdeği, Kamsarakan Kalesi.

Tarih ile doğanın buluştuğu bir noktada yer alan ve tam bir açık hava müzesi olan Ani Harabeleri Kars turizminde belki de ilk görülecek yerdir.

Ani Antik Kenti ya da kısaca söylendiği şekilde Ani Harabeleri Ermenistan sınırındaki Arpaçay’ın batısındadır. Çevresinin büyük bölümü Arpaçay’la çevrili, kalan tarafı surla çevrilmiş.

Ani Harabeleri ya da Ani Ören yerine giriş kapılarından bazıları Arslanlı Kapı, Kars Kapı, Sarnıçlı Kapı’dır.

Biz Arslanlı Kapı’dan girdik.

Kapıdan geçtiğiniz zaman yönlendirme tabelası sizi karşılıyor. Nereye gideceğinizi, gezmeye başladığınızda bu yön tabelaları ile kolayca bulabiliyorsunuz.

Ani Harabeleri tarihi MÖ 3000 yılına kadar gidiyor. Köklü bir geçmişe sahip olan Ani Harabeleri aynı zamanda da İpek Yolu’nun geçiş noktasında yer alıyor.

İpek Yolu üzerinde bulunan Ani Ören yerinde İpek Yolu Köprüsü ya da Ani Köprüsü olarak bilinen köprüyü görüyoruz. Köprü Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay üzerine kurulmuştur. Tarihi İpek yolunun Anadolu’ya ilk giriş noktasında bulunan köprü iki katlı olarak inşa edilmiştir. Köprünün inşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 10. yy’’dan kaldığı düşünülmektedir. Düzgün kesme taşlarla inşa edilmiş olan köprünün kemer kısmı tamamıyla yıkılmış, günümüze sadece ayakları ulaşabilmiştir.

Ani Harabeleri binlerce yıllık bir tarihin izlerini taşıyor. Anadolu’da yer alan ilk Türk camisi burada. Menuçehr (Menuçihr) Camisi Ani Ören Yeri’nde iç kaleye çıkan yolun güneyinde yer alıyor.

Cami planı bilinen ve günümüze sağlam bir şekilde ulaşan en eski  Selçuklu  Dönemi eserlerinden biridir. Ani şehrinin Selçuklular tarafından fethedilmesinden sonra 11. yy’da Ebu’l Menuçehr Bey tarafından yaptırılmıştır. Cami tamamen tüf taşı kullanılarak inşa edilmiştir. Yapıya kuzeybatı köşede bulunan kapıdan geçilerek girilmektedir.

Yapının kuzey cephesinde ikinci bir girişi daha bulunmaktadır. Burası minareye açılan bir kapıdır. Bu cephenin bitişiğinde bulunan minare sekizgen planlı olarak yapılmıştır. Minarenin gövdesi üzerinde bir kitabe panosuna da yer verilmiştir.

Yapının minaresi sekizgen planlıdır. İçten spiral bir merdivenle yukarı çıkılmaktadır. Manzara muhteşem.

Camiden sonra patika yollardan yürüyerek bazen de dinlenerek bir başka esere geliyoruz. Tigran Honents Kilisesi

Ani Ören yerinin kuzey doğusundaki Tigran Honents Kilisesi 1215 yılında Ani’li zengin bir tüccar olan Tigran Honents tarafından inşa ettirilmiştir.

Tigran Honents, ticaretle uğraşan varlıklı tüccar ailelerden birinin üyesidir. Ani`deki birçok yapıda olduğu gibi kilisenin duvarlarına inşa öyküsünü anlatan bir yazıt yazdırmıştır. Bu yazıtta `664 (MS 1215) yılında, Tanrı`’nın lütfuyla, Ani şehrinin beyi güçlü Zakaria iken… ben, Tanrının kulu, Honents ailesinden Sulem Smbatorents’`in oğlu Tigran, efendilerimin ve çocuklarının uzun ömürlerine, kayalıkların kenarında ve çalılıktan geçilmeyen bu yerde, Aziz Krikora adadığım bu manastırı yaptırdım.

Rehberimiz Derya Hanım’dan gerekli bilgileri alıyor ve katedrali geziyoruz.

Kubbeli dikdörtgen tasarımı dışarıdan Katedrali andırır. Duvarlar kırmızı, siyah ve kahverengimsi düzgün kesme taşlarla örülmüştür.

İç yapısı Ortaçağın bu geç dönemi kiliselerine benzer. Kubbe orta bölmenin üzerinde ve koniktir. İç mekanın tamamı, kiliseyle aynı yaşıt fresklerle kaplıdır ancak biraz harap durumdadır.

Ani Harabelerinde bir sonraki durağımız Fethiye Cami (Ani Katedrali-Meryem Ana Kilisesi).

Kilisenin temelleri Bagratlı Kralı II. Sembat tarafından MS 990 yılında atılmış ancak Kral Sembat öldükten sonra kilise eşi kraliçe Katranide tarafından 1001 yılında bitirilmiştir.

Ani Katedrali, Büyük Katedral adı verilen Meryem Ana Kilisesi  İstanbul’daki Ayasofya’nın kubbesini onaran mimar Trdat tarafından inşa edilmiştir. 

Kırmızı renkli tüf taşından inşa edilen katedral, basamaklı bir zemin üzerine kurulmuş olup kubbesi ve çan kulesi kuzey cephesindeki duvarın bir kısmı ile birlikte yıkılmıştır.

Katedral 1064 yılında Sultan Alparslan’ın Ani’yı feth etmesinden sonra camiye çevrilmiş ve ilk fetih namazı kılınmıştır. Bu sebeple büyük katedrale Fethiye Cami’de denilmektedir.

Ani Harabelerine nasıl gidilir? Ani Harabeleri Kars’ın Ermenistan sınırında yer alan Ocaklı Köyü yakınındadır. Kars merkeze yaklaşık olarak 45 km uzaklıkta yer almaktadır.

Ani harabeleri için toplu taşım aracı bulunmuyor. Ancak Kars’tan Subatan ve Esenkent köyü minibüsleri ile gidebilirsiniz. Eğer özel aracınız ya da taksi ile gelmeyecekseniz Kars merkezden Ani harabeleri için düzenlenen turlara katılabilirsiniz.  Giriş ücretlidir.

Videolar You Tube Kanalımızda. Kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bizi Instagram hesabımızdan takip edebilirsiniz.

Doğu Anadolu turumuza Digor üzerinden Iğdır’a doğru devam ediyoruz. Sizlere Kars’tan ayrılmadan iklimi ile ilgili öğretmenlik günlerimden fotoğraflar bırakıyoruz. Kars’ın kışı ayrı güzel, yazı ayrı güzel.