Ganj Hint’lilerin hayat damarı.  Bu nehirde yıkanan kişi günahlarından arınır, esinlerini bu nehirde yıkarsa bereketi çoğalır, bu nehirden hayatında bir kere bile bir yudum su içmeyenlerin hayatlarını tamamlamadığına inanılır. İnsanla Varanasi’ye ölmek ve yakılmak için gelirler, ölen kişinin yakılıp külleri nehre atılır. Ganj Tanrı Vişnu’nun sol ayağından dünyaya dökülen, Hindistan’ın en kutsal suyu. Hindistan’da bir çok şeyin tanrısı olduğu gibi Ganj Nehri’nin de bir tanrısı var, Ganga.

Ganga dağların ve karın efendisi Himalaya’nın üç kızının en büyüğü olan tanrıça. Samanyolu ile özdeşleştirilen, damlalarıyla günahlardan arındırdığı kabul edilen kutsal nehir. Hindular nehirde yıkanmanın kendilerini günahlarından arındıracağına ve “moksha” olarak bilinen doğum ve ölüm döngüsünden kurtaracağına inanıyor.

Hint’liler Ganj Nehri kıyısında her akşam güneş batarken Tanrıça Ganga’ya saygılarını göstermek için Ganga Aarti adı verilen töreni yapıyorlar. Varanasi’ye gelip de mutlaka görülmesi gerekenlerden olan Ganga Aarti törenlerine gidiyoruz.

İnsanlar Tanrı Ganga’ya gün boyunca kendilerine sundukları için gün batımında sevgilerini ve bağlılıklarını göstermek için Ganga Aarti adı verilen törenleri yapıyorlar. İlginç nokta hava şartları ne olursa olsun, yüzyıllardır her akşam bu ritüel gerçekleşiyor ve en yoğun olarak Varanasi şehrinde yapılıyor. Varanasi Hint’liler için en kutsal şehir kabul ediliyor.

Biz de törenleri izlemek için rehberimizin gösterdiği yerlere oturuyoruz. Sanki biraz törenlerin yapılacağı alana uzaktayız. Hazırlıklar başlıyor.

https://www.youtube.com/shorts/CeV1o9qN1JU?feature=share

Ama tur şirketi nereden yer almışsa biz de elimiz mahkum uymak zorundayız. Karşı tarafa tekneler içleri insanlar dolu halde yığılmaya başladı. Biz düşünüyoruz ki onlar o kalabalıkta ne görecekler. Meğerse töreni izlemek için en iyi yer onların durduğu yerlermiş. Siz siz olun Ganj Nehri üzerindeki bu teknelerde oturun ya da teknelerin ön tarafındaki platformda ayakta durun. Tabi bunun için bir ücret ödemeniz gerekiyor ama fazlasıyla değer.

Tören esnasında rahiplerin yüzleri nehre dönük olduğundan en iyi fotoğraflar tekneden ya da platformun hemen önünden çekebiliyor. Biz Keşfet 101 tur şirketi ile geldik ve maalesef tur şirketimiz bize yine iyi bir yerden izlemeyi layık görmemiş. Keşfet 101 nedense bize bu gezide diğer tur şirketlerinin yaptıklarını yapmadı. (Delhi’den Varanasi’ye ve Varanasi’den Agra’ya 12 saat yataklı tren yolculuklarında 2.sınıf kompartmanlarda korkunç yolculuk yaptırdı. Hani Hindistan’a tur ile gelirken şirket seçiminizi ona göre yapın diyoruz.) Neyse biz törenlere geri dönelim. Biz bunları bilmediğimiz için oturduğumuz yerden ve oldukça uzaktan rahiplerin arkadan fotoğrafını çekerek töreni izlemek zorunda kaldık.

Tören alanı giderek kalabalıklaşıyor.

https://www.youtube.com/shorts/wyeV79ZVTjE?feature=share

Bu törenler Dasaswamedh Ghat’taki Ganga Tapınağı’nda çalınmaya başlanan çanlar ve zillerle başlıyor. Ganj kenarında kurulu 7 platform var. Platformlar öncelikle çiçekler ile süsleniyor. Süslemek kelimesi az kalır. Sanki platformun küçük bir alanı bile boş kalmayacak şekilde çiçeklerle donatılıyor.

Sonra Pandit adı verilen özel giysili Hindu rahipler tören için geliyorlar. Törende ki 5 rahip 5 elementi temsil ediyor; hava, su, ateş, toprak ve boşluk.

https://www.youtube.com/shorts/jjGecpBW5XE?feature=share

Tapınak’da ki Puja bittikten sonra küçük bir Hint müziği grubu ilahiler çalmaya başlıyor. Töreni izlemeye gelen halk da hep bir ağızdan ilahilere eşlik ediyor.

Platformlardaki Hindu rahipler belirli sembollerle, birbirine uyumlu şekilde Puja duası ve Mudra denilen el hareketleri yapıyor. Bir çan, bir tutam tütsü, bir miktar taze çiçek, buhurdanlık, mumlardan yapılan meşale, küçük bir kap süt, deniz kabuğu gibi objeler kullanıyorlar.

Yanan meşale Tanrı’yı sembolize eden bir nesnenin önünde dairesel olarak hareket ettiriyorlar. Meşaleyi yakmak için saf tereyağı ve kafuru yağı kullanılıyormuş.

Tören rahiplerin 4 ayrı yöne dönmeleri ile tekrarlanıyor. Biz yine nedense tören bitmeden rehberimizin talimatı ile tören yerinden ayrılmak zorunda kaldık ve törenin sonunda yapılanları göremedik. Keşfet 101 tur şirketi ile gelmeyin hiçbir şey tam olmuyor. (Raj Mandir’de sinema keyfinde de filmin yarısında çıkarıldık).  Tören yaklaşık 1 saat sürüyormuş. Bundan sonra ne yapılıyormuş.

Törenin sonunda meşaleler halkın arasında dolaştırılıyormuş. Herkes bu meşalenin kutsal ateşine dokunup yüzüne sürüyormuş. Ganj Nehri’ne bir miktar süt dökülüyor ve tören bitiyormuş.

Aarti töreninde tamamını göremesek de Hint’lilerin coşkusuna katılarak dünyanın en etkileyici töreninin içinde olmaktan mutluluk duyduk.

Varanasi’ye yaşamak için değil ölmek için geliyorlar.

Kutsal şehir olarak kabul edilen Varanasi, dindar Hinduların özellikle tercih ettikleri yerdir ve burada ölmeyi, öldükten sonra yakılıp küllerinin Ganj nehrine atılmasını isterler.

Ganj Nehri’nde yıkanmak günahlardan arınmak anlamına gelmektedir. Varanasi’de ise; ölmek ve yakılmak ruhun yeniden dünyaya gelmesine engel olmak demektir.

Biz de bir ölü yakılma törenini izleme fırsatı bulduk.  Varanasi’de cenazelerin yakılması çok özel bir işlem, çok kutsal bir hareket. Varanasi’de yaşam ve ölüm iç içe. Hindular reankarnasyona ve karmaya yani döngünün yaşam, doğum, ölüm ve yeniden doğum olduğuna inanıyorlar. Ölü yakılmasını izliyoruz. Turistlerin sessizce uzaktan izlemesine izin veriyorlar.

Ölü yakma ritüelinde ölen kişinin (eğer varsa) en büyük oğlu baş görevlidir. Oğlu yoksa başka bir erkek akrabası görev alır. Bu kişi, beyaz elbiseler giyer ve saçlarını kökünden kazıtır. Hemen yakındaki Shiva tapınağında Puja (ibadet) ve tören yapılır. Bu sırada yakılacak beden, kuru odunların altında hazırdır. Odunların daha kolay yanması için üzerine Ghee denilen bir tür sadeyağ dökülür. Ayrıca güzel kokması için sandal ağacı tozu ve başka baharatlar serpilir.

https://www.youtube.com/shorts/OjNBsR4QxBI?feature=share

Tapınağın içinde yanan kutsal ateşten bir tutam ot tutuşturularak bedenin yanına getirilir. Kutsal ateşi getiren sorumlu kişi, bedenin etrafında üç kez dolaştıktan sonra elindeki ateşle odun yığınını ateşe verir.

Odunların yanışı zayıfladıkça bu işle görevli kasttan kişiler korları karıştırarak alevlerin büyümesini sağlar. Yanmamış bir parçanın kalmaması için bu gereklidir.

Yakma işlemi 3 saat kadar sürer ve geriye yarım kova kadar kül kalır. Ölen kişinin ailesi eğer saklamak isterse bu küllerden bir miktarını alabilir. Geriye kalan küller görevlilerce süpürülerek Ganj nehrine atılır. Böylece, bir ruh daha son bedeninden bağını kopartma ve ruhlar aleminde bağımsız kalma şansına erişmiş olur. Ölü yakılan ghat’lara ölenin yakınlarından sadece erkekler yaklaşabilir. Kadınlar ancak uzak bir mesafeden izleyebilirler.

Aklınıza hemen şu soru gelebilir? Kokudan rahatsız olmadınız mı? İşin ilginci hiç koku yoktu. Bir yaşamın sonunu izlemek insanı inanın farklı boyutlara götürüyor. Yaşam ve ölüm. İşte bu iki kavram arasına sıkışmış kısa ya da uzun bir hayat. Cenazeye yakın yere ölenin yakınlarından kadınları almıyorlar. Aslında hiç kadın yoktu. Yakın birini kaybetmenin yası var ama o kişinin hayatında çok daha iyi bir yere geçtiğine inanıyorlar. 

Bu arada biz ölü yakma törenini izlerken bir tarafta Ganj’da yıkananlar, çamaşır yıkayanlar var. Hatta suyundan içerek kutsandıklarına inanıyorlar.

Şehrin kanalizasyonu, ölen kişilerin külleri, hastalıklı kişilerin burada yıkandıkları da düşünüldüğünde Varanasi’de kutsal su kabul edilen Ganj nehri ile temas çok doğru bir hareket değil. Ancak Hinduizm inancında ne olursa olsun Ganj Nehri’nin kirlenmeyeceği inancı vardır.

Kimler ölünce yakılmazlar? Hamile kadınlar, çocuklar ve yılan kutsal bir hayvan sayıldığı için yılan tarafından sokularak ölen kişiler de yakılmadan nehre bırakılıyorlar. Öldüklerinde bir taş bağlanarak Ganj Nehrinin kutsal sularına bırakılıyorlar. Ganj Nehrinde gezerken kıyıya vurmuş cesetler ve onları parçalamaya çalışan hayvanları görebilirsiniz. Biz böyle bir görüntüye rastlamadık.

Diyecek hiç bir şey yok. Burası Hindistan, burası Varanasi.